Paralel Evrenler Teorisi

Paralel Evrenler Teorisi

Paralel Evrenler Teorisi

Yaşadığınız hayatta başrolü kim oynuyor… Kimi zaman kendi hayatınızda figüran gibi hissediyor neden orada değil de burada? ya da niye ben demekten alamıyoruz kendimizi. Seçimler başımıza gelecekleri belirliyor. Ya ötekini seçseydim ne olurdu? düşüncesi yerli yersiz zihni meşgul edebiliyor. Her karar verme anında çatallanan ve her yeni yönde eşzamanlı ilerleyebilen bir başka siz düşünün. Örneğin; bu satırları okumaktan şu anda cayan ve başka bir işe yönelen bir siz. Bu durumda yaptıklarınız değişir çevrenizdekiler uzam ve zaman da size göre yeniden tanımlanır. Bu bambaşka bir evren tanımına giriştir değişen siz her yeni karar da başka bir küçük evreni inşa etmektedir. zamanın işleyiş yönünde belirginleşen koşutluk ayrıca bütün fizik kuralları ile perçinlenerek işler.

Devamını oku

Ölüler Ülkesine Geçiş Kapısı Pamukkale de Mi ?

Ölüler Ülkesine Geçiş Kapısı Pamukkale de Mi ?

Ölüler Ülkesine Geçiş Kapısı Pamukkale de Mi ?

Pamukkale’deki Hierapolis antik kentinde “Ölüler ülkesine geçiş kapısı” olarak adlandırılan Plutonium Mağarası gün yüzüne çıkıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Pamukkale’deki Hierapolis antik kentinde “Ölüler ülkesine geçiş kapısı” olarak adlandırılan Plutonium Mağarası ile Cehennem Kapısı’nın gün yüzüne çıkarılarak, bölgenin cazibesinin artırılması hedefleniyor. Pamukkale ören yerinin işletmesini 2008′de yapılan protokolle 2016′ya kadar üstlenen Denizli İl Özel İdaresi’nin Genel Sekreteri Adem Oklu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Pamukkale’nin tarih boyunca, Helenistik dönemde, Roma döneminde, Bizans döneminde ve günümüzde çok önemli bir yer olduğunu belirtti. Pamukkale’deki Hierapolis antik kentinde “ölüler ülkesine geçiş kapısı” olarak adlandırılan Plutoniom Mağarası ile Cehennem Kapısı’nın gün yüzüne çıkarılarak, Pamukkale’ye olan cazibenin artırılmasını hedeflediklerini vurgulayan Oklu, Pamukkale’ye gelen ziyaretçi sayısını artırmak istediklerini, bunun için buradaki değerlerin canlandırılması, anlatılması, şekillendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Devamını oku

Ölü Gelin

Ölü Gelin

Ölü Gelin

Bu çoğu şehirde farklı varyasyonları olan bir şehir efsanesi , şimdi birde sözde bunu yaşamış ve hala akıl hastanesinde olduğu söylenen taksicinin anlatımıyla okuyalım . Ben orta yaşlarda bir taksiciyim.Gece vardiyasında gezinirken gelinliği hafif tozlu bir kadına rastladım.Köprünün üstünde durmuş,kendi kendine konuşuyordu.Ona acıdım yüzü gözü kanlıydı.Arabaya almaya karar verdim.Garip biriydi ve tarif ettigi eve gidene kadar arka koltuğa bakıp hep onu izledim.Bir süre sonra kadın titremeye başladı.Bende inip ona montumu verdim.

Devamını oku

OUİJA TAHTASI

OUİJA TAHTASI

OUİJA TAHTASI

Eğer bu tahtanın başına berrak bir niyet olmadan oturursanız , o zaman berrak olmayan şeyi çekersiniz. Aynı şekilde eğer tahtanın başına korkularla oturursanız , o zamn büyük olasılıkla sizi korkutacak varlıkları çekersiniz. Sizin egemen bir varlık olduğunuzu , ve sözünüzün yasa olduğunu hatırlayın. Birçokları Ouija’yı bir oyun olarak görür; kesinlikle öyle değildir. Siz onu iyi bilgi almak ve gelişmek için kullanabilirsiniz.

Devamını oku

Osmanlıda Vampirler

Osmanlıda Vampirler

Osmanlıda Vampirler

Cadı görünümlü hortlakların da kaynağı, Reşat Ekrem Koçu’nun Tarihimizde Garip Olaylar adlı kitabına aldığı bir haberden ibaret. Koçu’nun aktardığına göre Bulgaristan’ın Osmanlı yönetiminde olduğu dönemde, Tırnava kadısı Ahmet Şükrü Efendi, hükümet merkezine bir resmi yazı gönderir. 1833 tarihli bu yazı devletin resmi gazetesi olan Takvim-i Vekâyi’in 69 nolu sayısında yer alır. Yazının sadeleştirilmiş hali şöyle: “Tırnava’da cadı türedi. Gün battıktan sonra evlere musallat olmaya başladı. Zahireye dair un, yağ, bal gibi şeyleri birbirine katar ve kâh içlerine toprak karıştırır. Yüklüklerde bulduğu yastık, yorgan, şilte ve bohçaları didikler, açar ve dağıtır. İnsanların üzerine taş, toprak, çanak ve çömlek atar. Hiç kimse bir şey göremez. Birkaç erkek ve kadının da üzerine saldırmış. Bunlar çağırıldı, soruldu: Üstümüze sanki bir manda çökmüş sandık, dediler.

Devamını oku