ZONGULDAK’DA GÖKTEN TAŞ YAĞDI

ZONGULDAK'DA GÖKTEN TAŞ YAĞDI

ZONGULDAK’DA GÖKTEN TAŞ YAĞDI

PARAPSİKOLOĞLARIN EN FAZLA ÜZERİNDE DURDUĞU YAŞANMIS BİR OLAYDIR (Taş yağmuru Fenomeni)

YER: Zonguldak

TARİH: 1996

OLAYI YAŞAYANLAR: Tüm Merkez Mahallesi Halkı

Merkez Mahallesi’nde o akşam düğün vardı. Vakit bir hayli ilerlemişti. Düğünden çıkanlar yavaş yavaş evlerine doğru gidiyorlardı. İste her şey, o gece başladı.

“Düğünden çıkmıştık. Vakit bir hayli ilerlemişti. Çarşıyı geçtik ve bizim eve doğru gidiyorduk. Mustafa Yılmaz’ın evinin bulunduğu sokaktan geçerken önümüze birkaç adet taş düştü. Yanımdaki arkadaş arkaya doğru kaçmaya başladı. Ben ne yapacağımı bir an için şaşırdım. Derken peş peşe taşlar havada uçuşmaya başladı. Bunun üzerine hızla çarşıya doğru koşmaya başladık. Olayı o gece çarşıda bulunan herkese söyledik. Ama bize kimse inanmadı. “Düğünde yemeği fazla kaçırdınız herhalde” dediler.

Tam bir hafta sürecek olan olaylar işte böyle başladı… Önceleri mahalle sakinlerinden birkaçının başına gelen olaylar, kısa bir sure sonra tüm mahalleyi sardı. Böyle bir olay yasadığını söyleyenlerle alay edenler de benzer olaylar yasamaya başlayınca, olay daha da korkutucu ve ürkütücü bir hal aldı.

Devamını oku

Cin Daveti Havvas

Cin Daveti Havvas

Cin Daveti Havvas

Diğer âlemlerden bu tarafa geçirilen formüller değişik şekillerde verilebilirler. Yurdumuzda son otuz yıl içinde basılmış ve çok yaygınlaşmış Havâss kitaplarını dikkatli bir şekilde inceleyen kimseler Havâss formüllerinin geçirilişlerine dair bazı örneklerle karşılaşırlar. Bunlara örnek göstermek gerekirse, Bir şahıs ibadet hâlinde iken ve genellikle de oldukça ileri saatlerde yani üzerine bir yorgunluk, gevşeklik çöktüğü bir zamanda karşısında beliren bir varlık ona üzerinde değişik çizimler ve âyetler, esmâlar olan bir levha veya deri parçası gösterir ve gördüğü şekil ve yazıları kaydetmesini, kopyalamasını söyler. Görülen şeyler hakkında da, neye yaradıkları, nasıl kullanılacakları gibi bilgiler verir.

Başka bir kimse uzun riyazet ve dua dönemleri sonunda, bir gün rüyasında benzeri şeyleri görür ve uyandığı anda bunları kaydeder.

Daha başka bir kimse ise görsel olarak birşey algılamaz da kafasının içindeki seslerle bazı şeyler alır.

Belli bir sıkıntısı için Havâss okuyan veya dua eden bir kimse bu uğraşını uzun zaman sürdürdükten sonra yukarda anlatılan şekillerin herhangi birisi ile, bir varlıktan bilgi alır.

Bu iletişim şekilleri genel yapılardır ve en güvenilirleri bilgi veren varlığı direk görmek veya rüyada almaktır. Son iki örnekte anlatılan durumlar ise daha az güvenilirdir.

Devamını oku

Maji Tecrübe Düzeyleri

Maji Tecrübe Düzeyleri

Maji Tecrübe Düzeyleri

Evrene eski bakma biçimlerinden beslenen Batı Maji gelenekleri her zaman geniş bir bakış açısı benimsemiştir. Altın Şafak majisinin temel aldığı Kabala Felsefesi’nde çevremizi kuşatan evren, aralıksız olarak maddeden ruha ulaşan bir sürekliliktir; beşeri tecrübenin bu ikisi arasındaki bütün düzeylerinden geçer.

Bu sürekliliğin en önemli modeli bu sürekliliği on temel varoluş düzeyi veya aşama olarak resmeden Hayat Ağacı şeklidir. Bununla birlikte şu andaki amaçlarımız açısından farklı bir model daha yararlı olabilir. Bu model, yukarıda incelediğimiz tecrübenin beşli sınıflandırmasına dayanır. Bu model biri maddeyi, öteki ruhu temsil eden birbirini kesen iki üçgenle resmedilir.

Devamını oku

HİDROKİNEZİ

HİDROKİNEZİ

HİDROKİNEZİ

Sıvı durumdaki bir maddenin moleküllerine nüfuz etme yeteneğidir.

Pyrokinezinin aksine burada su oluşturmaktan bahsedemeyiz. Varolan su kütlesinin biçimini değiştirmek yani manipule etmek esas amaçtır.

Başlangıç itibariyle geliştirme teknikleri telekineziye benzeyebilir. örnek verecek olursak, bir su kütlesinin ortasındaki mantar tıpayı hareket ettirmek. Fakat dikkat edin, mantara odaklanmak değil, suya etki ederek mantarı oynatmak. Tıpkı girdaba yakalanan bir geminin sürekli dönmesi gibi.

Devamını oku

Cin Mektubu

Cin Mektubu

Cin Mektubu

Bazı cinlere çok etkillidir yanınızda taşıyabilirsiniz. Bunu taşıdınız zaman bazı cinlerden korkmanıza gerek kalmayacaktır diye rivayet edilir.

Name-i Peygamberi – Cin Mektubu

Halid bin Ebi Dücane, babası Ebi Dücane’den şöyle aktarıyor:

Bir kere Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e giderek derdimi anlatmak için şöyle dedim:

“Ya Resülellah! Bir keresinde ben yatağımda yatarken evimde değirmen sesi gibi bir gürültü, arı uğultusu gibi bir uğultu duyduğumda ve şimşek çakışı gibi bir parıltı gördüğümde, korkulu bir halde dehşet içerisinde başımı kaldırdım ki bir de ne göreyim!

Evimin ortasında bir gölge uzayarak yukarı doğru çıkıyordu. Ona yaklaşıp derisine dokunduğumda, cildini kirpi derisi gibi buldum. O anda yüzüme ateş kıvılcımları gibi bir şey saçtı. O zaman beni ve evimi yaktığını zannettim.”

Devamını oku