Piramitler Uzaya Enerji Işınları mı Gönderiyor?

Piramitler Uzaya Enerji Işınları mı Gönderiyor?

Piramitler Uzaya Enerji Işınları mı Gönderiyor?

Dünyanın Piramitleri Gizemli Uzay Bulutuna Enerji Işınları Gönderiyor

NASA güneş sistemini sarmalayan garip foton bulutunu saklamasına rağmen, bu dünyaya bazı bilim adamları tarafından sızdırıldı.

Ve şimdi, kaygı verici bulut yaklaşırken, güneşi ve gezegenleri ölçülebilir şekillerde etkiliyor.

Şaşırtıcı bir şekilde tuhaf enerji uzayımızı istila ederken, dünyanın bazı en ünlü piramitleri yoğun enerji üretiyor.

Gökyüzüne doğru, yabancı foton bulutuna doğru yükselen birçok inanılmaz görülebilir güç ışınları olayları iyi dökümante edildi. Aynı zamanda tüm dünyadaki insanlar korkutucu sesler – gürültüler duymaya ve kaydetmeye başladılar, sanki Dünyanın kendisi inliyor ve ağlıyor.

Devamını oku

Philadelphia Deneyi

Philadelphia Deneyi

Philadelphia Deneyi

Yok olan geminin sırrı 1930’lu yıllarda Amerikan hükümeti bilim adamlarından gemilerin radarlarda görünmemesini sağlayacak bir yöntem geliştirmelerini ister. 10 yıllık çalışmanın sonunda proje deneme aşamasına gelir. Deneyde Amerikan donanmasında görevli olan Eldridge adlı gemi kullanılacaktır. Gemi elektromanyetik alan oluşturmaya yarayacak tonlarca ekipmanla donanır ve 22 temmuz 1943’te saatler 09:00’i gösterirken jeneratörler çalıştırılır. Eldridge’in etrafını önce yeşil bir duman kaplar. Duman çekildiğinde ise deneyin istenenden daha başarılı olduğu anlaşılır. Çünkü Eldridge mürettebatiyla beraber “gözden” kaybolmuştur! İşte bu tüyler ürperten bu hikaye, o tarihten bu güne kadar resmi makamlarca defalarca yalanlanmasına rağmen en çok merak edilen konulardan biri olmuştur.

Devamını oku

Peru’daki Esrarengiz ICA Taşları

Peru'daki Esrarengiz ICA Taşları

Peru’daki Esrarengiz ICA Taşları

Dünyadaki çözülmeyi bekleyen en büyük bilmecelerden biri, ica taşları olarak bilinen ,Colomb öncesine ait yaklaşık 15.000 adet üzerinde gravürler bulunan bir taş kütüphanesidir. Bu taşlar bir çöl ehri olan Peru’ daki İca şehri yakınlarındaki bir mağarada bulunmuşlardır. İca başkent Lima’ dan 300 km. Uzaklıkta bulunmaktadır.60’ lı yıllarda bir çiftçi Nasca çizgilerinden çok uzakta olmayan bir yerde bir mağarada taşlardan oluşan bir tepe bulduğunu açıklamıştı.Bazıları ise gömülü haldeydi.Çiftçi ilk önce cebinde bir kaç taşla gelmişti.Ancak bir yığın taşla tekrar geri gelmesi pekde uzun sürmedi.Bir zaman taşları turistlere satarak iyi para kazandı. Artık çiftçiyi tanımayan yoktu.Kısa zamanda bir arkeolog ordusu bu mağaraya geldi. Bu arada taşlarla Peru hükümetide ilgilenmeye başladı.Ve Peru’nun yağmacılarla dolu ikinci bir Mısır olmasını istemediler.Çiftçiyle ne tür bir anlaşma yapıldığını kimse bilmiyor ancak, tutuklanmasından ve hapis cezası almasından sonra birden bire sattığı o taşların sahte olduğunu ve onları kendisinin yaptığını belirtti.

Devamını oku

Perilerin Gerçek Hayatı

Perilerin Gerçek Hayatı

Perilerin Gerçek Hayatı

Birçok kişi perilerin varlığına inanmak ister ve hatta onların özlemini çeker. Küçük Kişiler çocukluk çağının mutlu anılarıyla öyle içiçe girmişlerdir ki daha az materyalist bir dünyanın parçası olarak keyifle anımsanırlar. Fakat, çoğumuz için artık kaybolmuş bir illüzyondurlar. Şans eseri, herkes için öyle değildir. Örneğin ben, daha başkaları gibi, kendimi bildim bileli her çeşit periyi görmüşümdür ve hala da görürüm. Görmek derken onların ağaçlar kadar dışımda olduğunu ve bir o kadar da objektif biçimde görüldüğünü söylemek istiyorum. Önümüzdeki sayfalarda elimden geldiği kadar bu şirin varlıkların sizin için bir gerçeklik olmasına çalışacağım. Başlamadan önce niçin bu tip bir uyanıklık için bazı özel avantajlara sahip olduğumu açıklamak isterim. Her şeyden önce, Doğu’ da doğmuş bir kişi olarak perilerle ilgili gözlemlerimde asla cesaret kırıcı bir tavırla karşılaşmadım, çünkü orada perileri gören pek çok kişi vardır ve inananların sayısı daha da fazladır. Bundan ve daha başka nedenlerden dolayı, çocuklar arasında hiç de olağan dışı olmayan bu görme gücü bende ileriki yıllarda da sürdü.

Devamını oku

Paskalya Adasının Gizemi

Paskalya Adasının Gizemi

Paskalya Adasının Gizemi

Paskalya Adası, araştırmacıların yüzyıllardır süren çalışmalarına rağmen sırlarını saklamaya devam ediyor. Adanın tarihi ve barındırdığı medeniyetler hakkında çok sayıda teori ortaya atılıyor. Ancak, kıyı şeridi dev antik heykellerle kaplı adanın on bin yıl öncesine uzanan karanlık tarihi hala aydınlanmış değil. Eski çağlarda “Dünyanın Merkezi” olarak adlandırılan ve antik uygarlıkların nasıl yok olduğuna ait sırlar barındıran adanın gizemi çözülemeyecek gibi görünüyor. Paskalya Adası, bugün üzerinde ağaç kalmamış volkanik bir kara parçası. Tahitili denizcilerin 1860’lı yıllarda Rapa Nui adını verdikleri ada, Şili kıyılarından 3 bin 600 km açıkta bulunuyor. Bu özelliğiyle, dünyanın karaya en uzak noktası unvanına sahip. Paskalya Adası’nın gövdesini 507 metre uzunluğundaki Terevaka yanardağı oluşturuyor. Doğusundaki Poike ve güneyindeki Rano Kau yanardağlarıyla üçgen şeklini alan ada, okyanus tabanından yükselen 3000 metre yüksekliğindeki bir yanardağdan farksız. Paskalya bayramı arifesine denk gelen 5 Mayıs 1722’de, Hollandalı denizci Jacob Roggeveen Paskalya Adası’na ayak basan ilk Avrupalı oldu. Ada modern günümüzdeki ismini böyle aldı. Roggeveen ve denizcileri, dört bir yanı dev insan heykelleriyle dolu adada yaşayan yerlilerin neredeyse çıplak olduğunu gördü. Akıllarına gelen ilk şey, yüzlerce heykeli bu ilkel insanların yapmış ve kıyıya dizmesinin imkansız olduğuydu.

Devamını oku