Kayıpları bulan adam: Gerard Croiset Hollandalı ünlü duru görücü ve şifacı Gerard Croiset, ölü ya da diri kayıp kişilerin yerini saptamada çok başarılı oldu. Polisle yaptığı çalışmalar çoğunlukla gazetelerin baş sayfalarında yer aldı. 24 YAŞINDAKİ KIZI Carol’ın kayboluşundan 8 hafta sonra Profesör Walter E. Sandelius, onu bulmak için her yolu denemeye hazırdı. Carol’ı Amerika Birleşik Devletleri’ nin Kansas eyaletinin Topeka kentindeki bir hastaneye gidişinden sonra gören olmamıştı. Fotoğrafların tüm ülkeye dağıtılmasına rağmen henüz bir haber alınamamıştı. Son çare, Croiset’ye geliyor Kansas Üniversitesi’nde siyasi bilimler profesörü Sandelius, bir gün psişik yetenekleri aracılığıyla ölü ya da diri, kayıp kişileri bulmakla ve suçları aydınlatmakla ün salan Hollandalı durugörücü ve şifacı Gerard Croiset’e ilişkin bir haber okudu. Kızını bulmak için, denenmedik yol bırakmamış olan Sandelius, 11 Aralık 1959′da Utrecht Üniversitesi’ne telefon açtı. Croiset ile uzun yıllar birlikte çalışan parapsikolog profesör Willem Tenhaeff ile konuştuktan sonra, ertesi gün, Croiset’in Tenhaeffin bürosuna geleceği saatte yeniden telefonlaşmak üzere anlaştılar. Öngörü yeteneğini ölçmek için yapılan Zener kartı deneyinin elektronik benzeriyle birlikte görülen Croiset. Tahminleri genellikle ortanın oldukça üstündeydi Kayıp kızı “görüyor”
Tekamül
8 ASIRDIR ÇÜRÜMEYEN BEDEN
- yüzyıl başlarında Kastamonu Kalesi’nin fethi sırasında şehid olan Aşıklı Sultan için yapılan türbedeki çürümemiş beden görenleri şaşkına çeviriyor. Durumu ilginç bulan ziyaretçiler Türkiye’nin dört bir yanından türbeye gelerek ziyaret ediyor. Merkeze bağlı Honsalar Mahallesi, Kale kapısı Mevkiinde, Kümbet Sokağında yer alan türbede Aşıklı Sultan’ın çürümemiş ayaklarıyla ilgili bilim adamları açıklama yapmakta zorlanıyor. Kastamonu Kalesi’nin fethi sırasında zehirli bir okla şehid olan Aşıklı Sultan, Selçuklu töresinde ulu kişilere uygulandığı gibi sandukasıyla defnedildi. Aşıklı Sultan’a halk arasında “Yanık Sultan” da denilen olay menkıbelerde şöyle anlatılmaktadır; Aşıklı Sultan’ın türbesinin yakınında bir yangın çıkar. Bu olay sırasında Aşıklı Sultan Hazretleri o zamanın mülkiye amirinin rüyasına girer, der ki; “Burada yangın çıktı, türbem yanıyor, gelin beni kurtarın.” Devrin mülkiye amiri uyandıktan sonra o mahalleye koşar, bakar ki türbe ve civarı yangından zarar görmüş, ama Aşıklı Sultan’ı ateş yakmamıştır. Böylece Aşıklı Sultan’ın dünyadan ayrıldıktan sonra kerametinin devam ettiği anlaşıldığı ifade ediliyor.
7 Rakamının Gizemi
Pek çok sayıyla ilgili çeşitli efsaneler üretilmiş ve ilginç tesadüfler bulunmuştur. Bunların içinde en ünlüsü de şüphesiz 7 rakamıdır. İşte yedi ile ilgili tesadüfler… Gökkuşağı 7 renklidir. Dünyanın 7 harikası vardır. Soyumuz 7 göbektir. Dünyada varsayılır 7 kapı vardır. Büyük ayı 7 yıldız’lıdır. İnsan 7 çakralıdır. Nota sayısı 7’dir. İslam dininine göre kainat 7 safhada yaratıldı. Kabe’nin etrafı 7 kere tavaf edilir (dolaşılır). Manevi bilgeliğin rakamı yine 7 dir. Katoliklerde 7 sakrament esasdır. Yahudilerde kutsal şamdan 7 mumludur.
6. Hisse Bilimsel Bakış
Parapsikoloji ve Metafizik olarak adlandırılan 5 duyuyu aşan olguların bilimin ışığı altında ele alınmasının yararlarını ve gerekliliğini sürekli olarak vurguluyoruz. Hatta ülkemizde de en kısa zamanda ciddi ve bilimsel verilere dayanan Parapsikoloji ve Aşkın (Transandantal) Şuur hallerini tanıtan enstitülerin kurulmasını diliyoruz. İnsanı böylesine yakından ilgilendiren ve “Bireysel Gelişim” adına büyük bir ciddiyet taşıyan fenomenleri yaşayanların bilimsel etütler içinde incelenmesinin yararı açıkça ortada. Bu karara varmamızı siteden danışma almak isteyen binlerce genç arkadaş sağladı. Aksi halde o insanlar ya şarlatanların eline düşüyor ya da olağanüstü bir çaba ile kendi kendilerini eğitmek, zor, dar ve acılı yollardan geçmek zorunda kalıyorlar. Bütün dünya üniversitelerinde Parapsikoloji kürsüleri ve binlerce bu konularda araştırma yapan enstitü varken, bizim ülke olarak bu konuları görmezden gelmeye çalışmamız şaşırtıcı bir durum ve anlaşılır bir gerçeklik değil. Bilim adamlarına göre yapılan son deney ve araştırmalar, “altıncı his” denilen şeyin “bir söylenti ya da metafizik” olmadığı konusunda ciddi deliller ortaya koydu.
YUREİ HAYALETLERİ
Japon Efsanelerinde adı geçen Yurei Hayaletleri Shinto inanışına göre herkesin ‘reikon’ denilen bir ruhu vardır. İnsan ölünce reikon bedeni terk eder ve ruhu, ölmüş atalarının ruhlarına karışır. Kişi katledilmişse, öldürülmüşse, kazaya kurban olmuş veya intihar etmişse, ruhunu huzur içinde teslim edemez ve ruhu temiz olarak bedeni terk edemez. Yaşayanlardan öcünü almak için hayalet olur. Erkek hayalet azdır, genellikle hayaletler kadın olur. Japonlar, ölen kişinin ruhunun ölümden sonraki günlerde, dini törenlerle gereği gibi temizlenmediği takdirde de, hayalet olarak bu dünyaya, eski yaşadığı yerlere geri döndüğüne inanırlar.