Şems’in Ölümündeki Sır Çözülemiyor

Şems'in Ölümündeki Sır Çözülemiyor

Şems’in Ölümündeki Sır Çözülemiyor

Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Şimşekler, “Eğer Mevlana, Şems-i Tebrizi’nin öldürülmüş ya da ölmüş olduğunu bilmiş olsaydı, son kayboluşundan sonra 2 kez Şam’a bizzat gidip onu aramazdı” diyor. Bilim adamları ise “Şems-i Tebrizi, öldürüldü mü?” sorusuna yanıt bulmakta zorlanıyor… Mevlana’nın yakın dostu Şems-i Tebrizi’nin günümüzden yaklaşık 750 yıl önceki akıbeti; halen bilim adamları tarafından araştırılıyor. Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK), 2012 Eylül ayında, Selçuk Üniversitesi Mevlana Araştırmaları Enstitüsü bünyesinde Mevlana ve Mevlevilik Araştırmaları Anabilim Dalı’nın kurulması kararının ardından, ”Mevlana ve Mevlevilik” bir bilim dalı oldu. Bu kararla Mevlana ve Mevlevilik ile ilgili Türkiye’de tek bilimsel otorite haline gelen Mevlana Araştırmaları Enstitüsü’nün Müdürü Doç. Dr. Nuri Şimşekler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, pek çok popüler romana da konu olan Mevlana’nın hayatı, Şems-i Tebrizi ile karşılaşması, eserleri, etkileri ve onunla ilgili yazılan eserler gibi pek çok alanda bilimsel çalışmaları hızlandırdıklarını söyledi.

Devamını oku

Subliminal Mesaj Gizemi

Subliminal Mesaj Gizemi

Subliminal Mesaj Gizemi

Subliminal mesaj; o anda insanın fark edemediği, başka bir öğenin içine gizlenen ve bilinçaltı tarafından algılandığı öne sürülen mesajlardır. Bunlar film ya da reklamlarda gözün görüp beyne sinyal gönderemeyeceği fakat bilinçaltının algılayabileceği hızdaki, 25. kare görüntüleri ve farklı nesnelerin bir araya gelmesiyle bilinçaltında oluşan toplu resimlerdir.

İnsan gözü doğası gereği saniyede 24 kareyi görüntüleyebilecek kapasitededir. Ve bu kareleri birbirine benzeterek akıcı ve doğal olan görüntüleri beyinde oluşturur. Bu noktada 25. karenin önemi dikkatleri çekiyor. İnsan beyninin bu özelliğini kullanan film ya da reklam yapımcıları esas fikirlerini ya da empoze etmek istedikleri mesajları 25. kareye yerleştirdikleri görüntüye koyarak bunun bilinçaltı tarafından algılanmasını sağlamaktadırlar.Önceleri daha çok reklamcılık sektöründe kullanılan bu yöntem artık görsel ve işitsel uyaran alınan her alanda herhangi bir amaca yönelik kullanılmaktadır.

Devamını oku

Stigmata

Stigmata

Stigmata

Stigma, çoğulu Stigmata, yunanca kökenli bir sözcüktür ve süs, kavim veya mülkiyet işareti olarak hayvanlara, esirlere ya da kölelere uygulanan dünyeni bir yakılmış ya da dövme ile yapılmış bir işareti ifade eder. İsa’nın katlandığı çile bağlamında stigmata hiçbir fiziki sebebi olmaksızın bedende belirgin olarak (“asıl stigma”) ya da görülmeyen acı duyusu (“görülmez stigma”) şeklinde İsa’nın yara izlerinin insanlarda (ayaklarda, ellerde ve böğründe) ortaya çıkmasıdır. Bu yaralar tedaviye dayanıklıdır, yani iyileşmezler, bir virüsten kaynaklanmazlar yani aseptiktirler, periyodik olarak (çoğu kez Kutsal Hafta – İsa’nın çarmıha gerildiği hafta – ile bağlantılı zaman süreçlerinde) kanarlar. Tarihi Ortaçağa kadar stigmatizasyon fenomeni kaydedilmemiştir.

Devamını oku

SMURL AİLESİ OLAYI

SMURL AİLESİ OLAYI

SMURL AİLESİ OLAYI

Pensilvanya eyaletinin West Pittson Şehrinin Chase Street ( sokağında ) 13 senedir ( 1974 – 1987 )oturan bu aile başlarına gelen olaydan bir daha kurtulamamışlardır.

Onların hikayelerı olanlar Medyaya intikal etmesi ve bir kitap ve birde filme mevzuu teşkil etmesi üzerinde dünya çapında meşhur olmuştur . Bu aile “ Smurl “ ailesidir.

Devamını oku

Siyah Giyen Adamların Sırrı

Siyah Giyen Adamların Sırrı

Siyah Giyen Adamların Sırrı

iIk kez 1953 yilinda, Uluslararasi Uçan Daire Bürosu’nun (IFSB) 200 üyesi, kurulusun “Space Revievv” adli yayin organinin Ekim sayisini aldiklarinda garip bir seyle karsilastilar; Büro, çalismalarini durduruyor ve dergiyi kapatiyordu. Büro’nun kurucusu Albert K. Bender uçan garip cisimlerin gizemini çözdügünü ama bilinmeyen bir “yüksek kaynak” veya “Güç” tarafindan açiklama yapmamasi için uyarildigini yaziyor ve büyük bir baski altinda oldugunu belirtiyordu. UFO fenomenini arastirirken zorlanmaya baslamisti. Her bilgi kaynagina ulastiginda, sert uyarilar almisti. Yapacagi bir sey yoktu, IFSB dosyasini kapatacak ve dergiyi artik yayinlamayacakti. Zaten her iki yönden de pes pese maddi kayiplara ugramisti; Bender, Eylül ayinda koyu renkli elbiseler giyen ve kendilerini Birlesik Devletler Hükümeti’nin üyesi olarak tanitan üç kisi tarafindan ziyaret edilmisti. Adamlar uçan daireler konusunda, Bender’i bilgilendirmisler ve sonunda eger bu konuda tek bir kelime daha yazar veya konusursa kalan zamanini hapiste geçirecegini söyleyerek tehdit etmislerdi. isin garibi, koyduklari yasagin UFO’larla ilgili olmasiydi, kendileri hakkinda bir yasaga gerek duymuyorlardi. Sonraki on yilda Bender çok dikkatliydi ve sorulan tüm sorulardan ya kaçindi, ya da geçistirici cevaplar verdi. Havadan gelip, havaya karistilar…

Devamını oku