Ley Hatları (Dünyanın Manyetik Kuşakları)

Ley Hatları (Dünyanın Manyetik Kuşakları)

Ley Hatları (Dünyanın Manyetik Kuşakları)

Ley Hatları konusu 1921 yılında Batı dünyasının gündemine ilk kez geldi. Arkeolog Alfred Watkins, aslında Britanya’nın kullandığı yollara temel olan eski Roma yollarını inceliyordu. Bunları incelerken o yolların da daha eski uygarlıklara ait yolların üstüne kurulduğunu buldu. İnsanlar bir şekilde gözle görülmeyen bir akışı hiç terk etmemişlerdi. Uygarlıklar uygarlıklara yerlerini devrederken, ley hatlarına sadık kalmışlardı. Ley akışları üzerine anayollarını kuruyor ve yol boyunca bu enerjiden hayat bulmak istiyordu. Ley akışlarının merkez olduğu yerlere kiliselerini, mabedlerini ve hipodrumlarını, stadyumlarını inşa etmişlerdi.

Alfred Watkins, yararlandığı antik haritalar, yer isimlerinin eski dillerdeki isimlere benzerliği ve çatal çubuk yöntemiyle ley hatlarını tespit etti. Modern haritalarda görünmeyen çoktan kaybolmuş, toprak altında kalmış eski yapılara ulaştı.

Teoriyi destekleyecek şekilde, gerçekten de bugün ortada hiçbir izi görünmeyen gömülmüş bu arkeolojik eserler, ley hatları üzerinde uzmanları bekliyordu. Tek yapılması gereken, leyin nereden nereye gittiğini bulup takip etmekti.

“Ley” kelimesini literatüre kazandırırken kastettiği, “toprağın temizleyici şeritleri” ya da “çayırlık” bölgeydi.

Devamını oku

Lanetli Kitap

Lanetli Kitap

Lanetli Kitap

Ünlü İngiliz majisyeni Aleister Crowley yeni evlendiği Rose Kelley ile birlikte çıktığı uzun balayında, 1904 yılının başlarında Kahire’yi ziyaret etmişti. Otele İran uyruklu Prens Çioa Han ve Ouarda kaydolmuşlardı. Crowley farklı kimliklere bürünme alışkanlıyla belki de hayran olduğu oryantalist Sir Richard Burton’e taklit ediyordu. Bu sıralarda Aleister Crowley İskoçya’da canavarıyla ünlü Loke Ness gölü kıyısında Boleskine konağında yaşıyordu, ancak kışları İskoçya’nın soğuk ve rutubetli olmasından dolayı genç çift Mısır gezilerini uzatmaya karar verdiler ve Kahire’nin şık bir mahallesinde daire tutular ve Crowley Altın Şafak cemiyetinde öğrendiği majiyi uygulamak üzere dairenin kuzey bölümü bir mabede çevirdi. Günün birinde majikal güçlerini karısına teşir etmek için hava elemental varlıkları (cinleri) çağırıp görünür biçime sokmaya çalışmış.

Devamını oku

Kutuplarda Gizli Araştırmalar – Buzsuz Bölge Fenomeni

Kutuplarda Gizli Araştırmalar - Buzsuz Bölge Fenomeni

Kutuplarda Gizli Araştırmalar – Buzsuz Bölge Fenomeni

  1. yüzyıldan kalma Piri Reis’in ünlü haritasında, kutupların buzlarla kaplı olması gereken bölgelerini niye göstermediği bugüne kadar açıklanamayan bir olgudur. Amerikan Hava Kuvvetleri tarafından 1960 yılında yürütülen topografik bir çalışma sırasında, Piri Reis haritasının araştırılan kısmının yani Queen-Maud bölgesinin ve Palmer yardımadasının sahil şeridinin tam bir uygunlukla haritaya işlendiği tespit edilmiştir. Ayrıca Piri Reis haritasının jeolojik verileri, İsveç-İngiliz ortak keşfi gezisi sırasında (1949) yapılan Antarktika’nın yapısı ile ilgili bu kadar hassas belgelere nasıl ulaştığı bugüne kadar ortaya çıkartılamamıştır. (Yarbay Harold Z. Ohlenmeyer, 8. Teknik Keşif Filosundan, SAC, USAF, Westover AFB, MA) Nazi Almanyası’nın 1938/39 yılları arasında yaptırdığı “Neuschwabenland” keşif gezisi sırasında da buzsuz bölgeleri rastlandığı rapor edilmişti. Amiral Byrd’le yapılan “High Jump” askeri operasyonunda, nakliye uçakları komutanı yarbay David Bunger de buzsuz bölgelere rastlandığını rapor etmişti. Queen-Mary bölgesi ve Knox-Land arasındaki bu bölge, o zamandan beri “Bunger’s Qase” diye adlandırılır. Rus Güneykutbu araştırmacıları, bu buzsuz bölgeye “Polyana” adını vermişlerdi.

Devamını oku

Kutsal Tabut un İzleri

Kutsal Tabut un İzleri

Kutsal Tabut un İzleri

Kutsal Tabut/ Tabut’u Sekine Ahd-İ Atik Sandukası

Ahd-i Atik Sandukası; Allah’ın Kuran’da bildirdiği ve içinde Hz. Musa ve Hz. Harun’dan da eşyalar barındıran değerli bir sandıktır. İslam alimlerine göre, sandukanın en önemli özelliği ise MÖ. 587 yılından beri nerede olduğunun bulunamaması ve ahir zamanda çıkacak bir şahıs olan Mehdi tarafından bulunacağının kabul edilmesidir ki doğrusunu yine sahibi bilir. Peygamber Efendimiz’in hadislerinde ve çeşitli tarihi kaynaklarda dikkat çekilen bir konu olan “Ahd-i Atik Sandukası”, Allah’ın gönderdiği son ve btnleyici ilahi kitap Kuran’da bildirilmektedir. Ayrıca İlahi bir kitap olarak indirilen ancak sonradan tahrif edilmiş olan Tevrat’ta da bu sanduka hakkında bilgiler yer almaktadır. İslam alimleri tarafından, Kuran ahlakının tüm dünya üzerinde hakim olacağı bir dönemin de habercisi olan sanduka hakkında, Kuran’da şu bilgiler yer alır : “Peygamberleri, onlara dedi: “O’nun hükümdarlığının belgesi, size Tabut’un gelmesidir. Onda Rabbiniz’den ‘bir güven duygusu ve huzur’ ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden artakalanlar var; onu melekler taşır. Eğer inanmışlarsanız, bunda şüphesiz sizin için bir delil vardır.” (Bakara Suresi, 248)

Devamını oku

Kutsal Kasenin Sırrı

Kutsal Kasenin Sırrı

Kutsal Kasenin Sırrı                    

İngiliz şifre uzmanları, Staffordshire bölgesindeki küçük bir anıtın üzerinde bulunan esrarengiz yazıttan yola çıkarak İsa’nın ‘Kutsal Kase’sinin yerini belirlediklerini iddia ettiler. İkinci Dünya Savaşı’nda Almanların şifreleme makinesi ‘Enigma’yı çözen Bletchley Park adlı merkezde görevli uzmanların bu keşfi yakında açıklamaları bekleniyor. İngiliz uzmanlar, Staffordshire bölgesinde bulunan ‘Çobanın Anıtı’nın üzerindeki harflerin sırrını çözebilmek için mayıs ayından beri çalışıyor. Anıtın üzerinde ‘D OUOSVAVV M’ harfleri bulunuyor ve bu harflerin taşıdığı gizin insanları Kutsal Kase’nin yerine götüreceğine inanılıyor. Yaklaşık altı aydır bu harflerin sırrını çözmeye çalışan Bletchley Park’ın şifre kırıcılarının 250 yıllık gizi çözdüğü düşünülüyor.

Devamını oku