MAMLAMBO: (GÜNEY AFRİKA)

MAMLAMBO: (GÜNEY AFRİKA)

MAMLAMBO: (GÜNEY AFRİKA)

Yerlilerce bilinen adıyla “Beyin Emen,” bu yarı-sürüngensi canavar Güney Afrika’da Mzintlava Nehri etrafında köyleri terörize etti, kurbanlarını karanlık derinliklerine sürükleyerek tüketmek amacıyla yüzlerini ve beyinlerini yutuyordu. Genellikle British Isles da etçil, su SU-AT olgusu üzerinde bir inanış varmış gibi görünüyor olsa da, 1997 yılında Güney Afrika’nın rustik Dağı Ayliff bölgesi sakinleri kendilerinin başı çok yırtıcı korkunç bir yaratık ile dertdeydi.

Ayrıca Umzimhlava Nehri olarak bilinen Mzintlava River yerleşebileceği Bahsedilen, intergrated hayvanın uzunluğunda şaşırtıcı bir boyuttaydı. Sahitlerin tarifleri ve .diğer açıklamalar da uzun bir kuyruk, dört, güdük bacak, timsah benzeri gövde, serpantin boyun ve at kafasını içeriyordu.

Devamını oku

Lowestoft Cadıları

Lowestoft Cadıları

Lowestoft Cadıları

  1. yy. İngiltere’sinin en önemli cadı davalarından biri olan Lowestoft Cadıları davası, Amy Denny ve Rose Cullender’ in idamıyla son bulmuştur. 1662 yılında Amy ve Rose cadılık suçlamalarıyla mahkemeye verildiler. Haklarında bir sürü cadılıkla ilgili suçlama ve ithamlar bulunmaktaydı. Cadı olduklarına karar verilerek suçlu bulunup 1662 yılının, Mart ayında Bury St. Edmunds’ ta idam edilmişlerdir. Hatta bu olayın 30 yıl sonraki Salem Prosecution olayına da öncülük eden bir dava olduğu söylenmektedir. Bu davanın derinlemesine açıklaması “A Trial of Witches” adlı kitapta da yer almıştır.Büyülenmiş Bir İnsan Lamb dul annesiyle North Town sokağı, Corton Denham’ da yaşamakta olan 23 yaşında bir tarım işçisiydi. Sıradan, sessiz bir insan olarak nitelendirilebilirdi. Fakat oldukça çok ve sık alkol alıyordu . Ve çeşit çeşit garip hayalleri vardı. Ve çok heyecanlandığı zamanlarda nöbeti tutabiliyordu. Kimi zaman onu sakinleştirmeye altı kişi bile yetmiyordu.

Devamını oku

Ley Hatları (Dünyanın Manyetik Kuşakları)

Ley Hatları (Dünyanın Manyetik Kuşakları)

Ley Hatları (Dünyanın Manyetik Kuşakları)

Ley Hatları konusu 1921 yılında Batı dünyasının gündemine ilk kez geldi. Arkeolog Alfred Watkins, aslında Britanya’nın kullandığı yollara temel olan eski Roma yollarını inceliyordu. Bunları incelerken o yolların da daha eski uygarlıklara ait yolların üstüne kurulduğunu buldu. İnsanlar bir şekilde gözle görülmeyen bir akışı hiç terk etmemişlerdi. Uygarlıklar uygarlıklara yerlerini devrederken, ley hatlarına sadık kalmışlardı. Ley akışları üzerine anayollarını kuruyor ve yol boyunca bu enerjiden hayat bulmak istiyordu. Ley akışlarının merkez olduğu yerlere kiliselerini, mabedlerini ve hipodrumlarını, stadyumlarını inşa etmişlerdi.

Alfred Watkins, yararlandığı antik haritalar, yer isimlerinin eski dillerdeki isimlere benzerliği ve çatal çubuk yöntemiyle ley hatlarını tespit etti. Modern haritalarda görünmeyen çoktan kaybolmuş, toprak altında kalmış eski yapılara ulaştı.

Teoriyi destekleyecek şekilde, gerçekten de bugün ortada hiçbir izi görünmeyen gömülmüş bu arkeolojik eserler, ley hatları üzerinde uzmanları bekliyordu. Tek yapılması gereken, leyin nereden nereye gittiğini bulup takip etmekti.

“Ley” kelimesini literatüre kazandırırken kastettiği, “toprağın temizleyici şeritleri” ya da “çayırlık” bölgeydi.

Devamını oku

Lanetli Kitap

Lanetli Kitap

Lanetli Kitap

Ünlü İngiliz majisyeni Aleister Crowley yeni evlendiği Rose Kelley ile birlikte çıktığı uzun balayında, 1904 yılının başlarında Kahire’yi ziyaret etmişti. Otele İran uyruklu Prens Çioa Han ve Ouarda kaydolmuşlardı. Crowley farklı kimliklere bürünme alışkanlıyla belki de hayran olduğu oryantalist Sir Richard Burton’e taklit ediyordu. Bu sıralarda Aleister Crowley İskoçya’da canavarıyla ünlü Loke Ness gölü kıyısında Boleskine konağında yaşıyordu, ancak kışları İskoçya’nın soğuk ve rutubetli olmasından dolayı genç çift Mısır gezilerini uzatmaya karar verdiler ve Kahire’nin şık bir mahallesinde daire tutular ve Crowley Altın Şafak cemiyetinde öğrendiği majiyi uygulamak üzere dairenin kuzey bölümü bir mabede çevirdi. Günün birinde majikal güçlerini karısına teşir etmek için hava elemental varlıkları (cinleri) çağırıp görünür biçime sokmaya çalışmış.

Devamını oku

Kutsal Tabut un İzleri

Kutsal Tabut un İzleri

Kutsal Tabut un İzleri

Kutsal Tabut/ Tabut’u Sekine Ahd-İ Atik Sandukası

Ahd-i Atik Sandukası; Allah’ın Kuran’da bildirdiği ve içinde Hz. Musa ve Hz. Harun’dan da eşyalar barındıran değerli bir sandıktır. İslam alimlerine göre, sandukanın en önemli özelliği ise MÖ. 587 yılından beri nerede olduğunun bulunamaması ve ahir zamanda çıkacak bir şahıs olan Mehdi tarafından bulunacağının kabul edilmesidir ki doğrusunu yine sahibi bilir. Peygamber Efendimiz’in hadislerinde ve çeşitli tarihi kaynaklarda dikkat çekilen bir konu olan “Ahd-i Atik Sandukası”, Allah’ın gönderdiği son ve btnleyici ilahi kitap Kuran’da bildirilmektedir. Ayrıca İlahi bir kitap olarak indirilen ancak sonradan tahrif edilmiş olan Tevrat’ta da bu sanduka hakkında bilgiler yer almaktadır. İslam alimleri tarafından, Kuran ahlakının tüm dünya üzerinde hakim olacağı bir dönemin de habercisi olan sanduka hakkında, Kuran’da şu bilgiler yer alır : “Peygamberleri, onlara dedi: “O’nun hükümdarlığının belgesi, size Tabut’un gelmesidir. Onda Rabbiniz’den ‘bir güven duygusu ve huzur’ ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden artakalanlar var; onu melekler taşır. Eğer inanmışlarsanız, bunda şüphesiz sizin için bir delil vardır.” (Bakara Suresi, 248)

Devamını oku