Kapının kilidi biraz zorlansa da acıklı bir iniltiyle yavaşça açıldı, elindeki kutuları yavaşça yere koyup, birkaç gün önce acemice boyadığı duvara baktı ve fırça izlerinin duvarda bıraktığı lekeleri gidermek için tekrar boyasa mı diye düşündü. Üniversiteyi kazandığı bu şehirde, ailesinin ona sağladığı düşük bütçe ile bu ufak daireyi şans eseri bulmuştu. Daha kimseyi tanımadığından temizliğini ve badanasını kendi yapmış, yerleşmeye çalışıyordu. O gece yorgunluktan, belki de kaçıncı sahibi olduğunu bilmeyip aldığı yatağa kendini zor attı ve kısa bir süre sonra uykuya daldı.
Ouroboros
Ouroboros, kendi kuyruğunu ısıran bir yılan ya da ejderha şeklinde resmedilen sembol. Kendini yaratmayı sembolize eden kuyruğunu yutmuş bir yılan şeklidir. Yunanca’daki οὐροϐóρος, Latince’deki uroborus kelimesinden gelir ve bu sözcüklerin sözlük anlamı “kuyruğunu öldüren”dir. Yanar, döner gökkuşağı mitleri ile benzerlik gösteren sembol “doğanın ebedi döngüsü” ‘nü ifade etmektedir. Ouroboros sıklıkla öz düşünümlülüğü (işteşlik), ya da döngüselliği, özellikle de … Devamını oku