Thugge Tarikatı ve Thug Behram (1765-1840)

Thugge Tarikatı ve Thug Behram (1765-1840)

Thugge Tarikatı ve Thug Behram (1765-1840)

Dünyada yaşanmış en büyük psikopatlık örneklerinden biri Thuggee tarikatı na aittir. Hindistan’ın Uttar Pradeş bölgesinde yer alan bu tarikatın kökünün 1356 yılına dayandığı bilinmektedir. Ve bu tarikat 600 yıl boyunca varlığını sürdürebilmiştir. Tarikata bağlı kişiler, Hint kıyamet tanrıçası Kali’ye taparlar ve onun için insanları kurban ederlerdi.Tamamı soyguncu ve katildi. Tarikatın ayakta kaldığı süre içerisinde üyelerin çocukları da topluluğa katılmıştı. Böylelikle sayılarında sürekli bir artış vardır. Tarikata aldıkları çocuklara kilden mankenler yaparlar ve onlar üzerinde cinayet eğitimi verirlerdi. Tarikatın her bir üyesi ayrı ayrı akıl almaz derecede cani ruhluydu. Ancak asıl kendinden söz ettiren ve dünyada psikopatlık ve canilik açısından bir eşi benzeri daha bulunmayan kişi Null Behram’dı.Soyadı bilinmeyen ancak tarihi kayıtlara Behram ismiyle geçen seri katilin ön adı üyesi olduğu Thugge tarikatından gelen “Thug”‘dır. 1790-1840 yılları arasında Hindistan’ın Uttar Pradeş bölgesinde bir mezhep olan Thugge inanışına bağlı bir Thug olan Behram’ın, 931 kişiyi beyaz ve sarı renkli kumaş parçalarıyla boğmak suretiyle kanını dökmeden kurban ettiği bilinmektedir.

Devamını oku

Talos,Eski Bir Yunan Robotu mu?

Talos,Eski Bir Yunan Robotu mu?

Talos,Eski Bir Yunan Robotu mu?

Çoğumuz Talos’u, Ray Harryhausen’ın nefes kesen özel efektlerini kullandığı 1963 yapımı filmi Jason and the Argonauts filmindeki bronz dev olarak biliriz, ancak Talos fikri nereden çıkmış olabilir? Talos acaba tarihteki ilk robot olabilir mi? Talos aslen bir Girit efsanesinde adı geçen bir figürdür ancak Talos’un kökenine ilişkin çok değişik hikaye­ler vardır. Zeus Europa’yı kaçırıp Girit’e götürdüğünde ona aşkını göstermek için üç hediye verdi. Bu hediyeler­den biri dev tunç robot Talos’tu. Hikayenin başka bir uyarlamasına göre bu devi Hephaestus ve Cyclopes yap­mış ve Girit kralı Minos’a vermişti. Diğer bir hikayeye göre ise, Talos Cris’in oğlu ve Phaestos’un babası ya da Minos’un kardeşiydi. Talos’un muhtemelen Girit’in Knossos Labirenti’ndeki Minotor’a çok benzeyen bir boğa olduğunu ileri sürenler de vardır.

Devamını oku

ŞEYTAN ATEŞİ

ŞEYTAN ATEŞİ

ŞEYTAN ATEŞİ Ya da alev hortumları. Birkaç metre yüksekliğe kadar ulaşabilen alevlerden oluşan bir hortum. Son olarak Macaristan’ın başkenti Budapeşte’nin banliyölerinden Kistarcsa’daki bir fabrikada önceki gün meydana gelen yangında dev “alev hortumu” böyle görüntülendi. Henüz bilinmeyen bir nedenle çıkan yangının söndürme çılaşmaları sırasında alevler 4.5 metreye kadar yükselirken, sadece belli koşulların bir araya gelmesiyle oluşan … Devamını oku

Şems’in Ölümündeki Sır Çözülemiyor

Şems'in Ölümündeki Sır Çözülemiyor

Şems’in Ölümündeki Sır Çözülemiyor

Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Şimşekler, “Eğer Mevlana, Şems-i Tebrizi’nin öldürülmüş ya da ölmüş olduğunu bilmiş olsaydı, son kayboluşundan sonra 2 kez Şam’a bizzat gidip onu aramazdı” diyor. Bilim adamları ise “Şems-i Tebrizi, öldürüldü mü?” sorusuna yanıt bulmakta zorlanıyor… Mevlana’nın yakın dostu Şems-i Tebrizi’nin günümüzden yaklaşık 750 yıl önceki akıbeti; halen bilim adamları tarafından araştırılıyor. Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK), 2012 Eylül ayında, Selçuk Üniversitesi Mevlana Araştırmaları Enstitüsü bünyesinde Mevlana ve Mevlevilik Araştırmaları Anabilim Dalı’nın kurulması kararının ardından, ”Mevlana ve Mevlevilik” bir bilim dalı oldu. Bu kararla Mevlana ve Mevlevilik ile ilgili Türkiye’de tek bilimsel otorite haline gelen Mevlana Araştırmaları Enstitüsü’nün Müdürü Doç. Dr. Nuri Şimşekler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, pek çok popüler romana da konu olan Mevlana’nın hayatı, Şems-i Tebrizi ile karşılaşması, eserleri, etkileri ve onunla ilgili yazılan eserler gibi pek çok alanda bilimsel çalışmaları hızlandırdıklarını söyledi.

Devamını oku

Stigmata

Stigmata

Stigmata

Stigma, çoğulu Stigmata, yunanca kökenli bir sözcüktür ve süs, kavim veya mülkiyet işareti olarak hayvanlara, esirlere ya da kölelere uygulanan dünyeni bir yakılmış ya da dövme ile yapılmış bir işareti ifade eder. İsa’nın katlandığı çile bağlamında stigmata hiçbir fiziki sebebi olmaksızın bedende belirgin olarak (“asıl stigma”) ya da görülmeyen acı duyusu (“görülmez stigma”) şeklinde İsa’nın yara izlerinin insanlarda (ayaklarda, ellerde ve böğründe) ortaya çıkmasıdır. Bu yaralar tedaviye dayanıklıdır, yani iyileşmezler, bir virüsten kaynaklanmazlar yani aseptiktirler, periyodik olarak (çoğu kez Kutsal Hafta – İsa’nın çarmıha gerildiği hafta – ile bağlantılı zaman süreçlerinde) kanarlar. Tarihi Ortaçağa kadar stigmatizasyon fenomeni kaydedilmemiştir.

Devamını oku