Mariana Çukurunda Alınan ŞOK Kayıtlar

Mariana Çukurunda Alınan ŞOK Kayıtlar

Dünyamız 4.5 milyar yaşında ama hala evriliyor. Kıtalar hareket edip yer değiştirdikçe, volkanlar patladıkça ve depremler oldukça yer kürenin yüzey şekillerinde de değişimler olmaya devam ediyor.

Mariana Çukurunda Alınan ŞOK Kayıtlar

1872 yılında tesadüf eseri keşfedilen Mariana Çukuru da, 100 yıldan fazla bir süredir bilim insanlarının dünyanın oluşumuyla ilgili sorularına cevap vermeye çalışıyor. Yazılı tarihin uzunca bir dönemi boyunca, insanlar deniz tabanının belli bir derinlikten sonra düz ve cansız olduğunu düşünüyordu. Fakat 1872 yılında İngiliz araştırma gemisi HMS Challenger, okyanus tabanının haritasını çıkartmak düşüncesiyle yola çıktı. HMS Challenger 4 yıl boyunca tam 112 bin kilometre yol kat etti. Yolculuk sırasında 4.000 den fazla yeni canlı türü keşfetti. Challenger’ın deniz dibini araştırması oldukça basit bir yöntemle yapılıyordu. Mürettebat her 225 kilometrede bir, toplam 400 kilometre ip ve onlarca kilo kurşun ağırlıkla derinliği ölçüyordu. Bu yorucu ve yıpratıcı bir yöntemdi fakat o dönem için okyanus tabanının derinliğini ölçmenin tek yoluydu. Batı Pasifik’e geldiklerinde Guam’ın 320 kilometre açığında mürettebat rutin olarak ölçüm için ip indirdi. Fakat ağırlık sürekli olarak inmeye devam ediyordu. Bu onlar için büyük bir sürprizdi çünkü kimse okyanusun bu kadar derin olduğunu düşünmüyordu. Sonunda ağırlık 4475 kulaçta karaya oturdu. Bu deniz yüzeyinin neredeyse 8 kilometre altıydı. Challenger’ın keşif gezisi modern Oceanogrofi (Okyanus) Bilimi’nin doğumunu getirdi ve okyanus tabanın kaba taslak ilk haritasının çıkarılmasını sağladı. Marina Çukuru’nun gizemli yapısının daha net anlaşabilmesi, 1951 yılında gerçekleşmiştir. Bu yeni keşifte ise, 2.Dünya Savaşı sırasında Alman denizaltılarının yerini tespit edebilmek için kullanılan sonar sistemi kullanıldı. Sonar teknolojisiyle, deniz yüzeyinden su altına gönderilen ve su boyunca ilerleyen ses dalgaları, katı zemine çarptığında sekerek geri dönüyor ve detektöre gidiyordu. Bilim insanları bu şekilde dalganın geri dönüş süresini ölçerek, su altının detaylı haritasını çıkarabileceklerini düşündüler. Bu düşünceyle yola çıkan İngiliz donanmasına ait bir donanma gemisi, Challenger tarafından bulunan Mariana Çukurun da araştırma yapmak için bölgeye gitti. Bu defa araştırmacılar, gelişmiş sonar cihazlarla donanmış, daha kapsamlı ekipmanlara sahipti. Araştırma sonucunda 10.994 metre derinliği olan Mariana Çukuru’nun bir delik değil, 2.542 km uzunluğa ve 69 km genişliğe sahip olan dev bir hendeğin sadece bir parçası olduğunu öğrendiler. Burası dünyanın bilinen en derin noktasıydı. Bu çarpıcı rakamlar bilim insanlarının kafasında oluşan ‘Nasıl oluştu?’ sorusuna cevap vermek konusunda yeterli değildi. Aradıkları cevapları bulabilmek için çukurun dibine inmeleri gerektiğini düşündüler. Çukurun dibindeki basınç miktarı, yüzeydeki basıncın tam 1000 katı kadardı. Bu durum, şartları zorlaştırıyor ve aynı oranda dalışı tehlikeli boyuta taşıyordu. İsveçli bilim adamı Auguste Piccard 1953 yılında dalışın yapılacağı Triest batiskafını tasarladı. Triest, yüksek basınca dayanabilecek şekilde tasarlanmış bir araçtı. Test dalışları ve kontrolleri 7 yıl süren Triest, 1960 yılının Ocak ayında nihayet dalışa hazırdı. Dalış için seçilen isimlerde Amerikan donanmasında görevli derin deniz kaşifi, Teğmen Don Walsh ve Triest’in tasarımcısı Auguste Piccard’ın oğlu Jacques Piccard’tı. Triest , 23 Ocak 1960 yılında iki mürettebatıyla saatle 5 km’lik bir hızla Mariana Çukuruna dalmaya başladı.
Mariana Çukurunda Alınan ŞOK Kayıtlar
İçerdekilerin dışarıyı görebilmesi için koyulan cam panel, iki cam ile desteklenmişti fakat bu camlardan biri dalıştan iki saat sonra yüksek basınca dayanamadı ve çatladı. Buna rağmen geri dönmeyen Don Walsh ve Piccard, çukurun dibine inmeyi başardı. Okyanusun bu noktasında hiçbir canlıya rastlamayacaklarını düşünen Triest ekibini, 30 cm boyundaki bir yassı balık karşıladı. Bu balık okyanusun dibinde de bir hayat olduğuna dair sağlam bir delildi. Ekip daha detaylı bir araştırma yapmak istedi fakat Triest’in hareketleri yoğun bir toz bulutunun oluşmasına ve görüşün kapanmasına neden oldu. Bu yüzden, araştırmaya son vererek, toplam 9 saat süren tehlikeli dalışın ardından yüzeye çıktılar. Bu dalış aynı zamanda bir dünya rekoruydu. Dalış her ne kadar başarıyla tamamlansa da çukurun nasıl oluştuğunu açıklayamamıştı. Bu sırrın gizemi ise 1977 yılında çözülecekti. 1977 yılında jeologlar denizlerin altında bulunan dağ sıralarını ve çevresini araştırdılar.

Bu araştırmanın sonuçlarına göre magma tektonik bölgelerden fışkırarak okyanus tabanını yukarı kaldırıyor ve yüksek tepeler oluşturuyordu. Magma her faaliyete geçtiğinde eski kabuk tepeden aşağı itiliyordu. Okyanus sırtında yeni bir kabuk oluşuyor ve dünya genişlemiyorsa, eski kabuğun başka bir yerde yok olması gerekiyordu. Bu noktadan sonra tüm kanıtlar bir yeri işaret ediyordu. Mariana Çukuru! Magma yer altında yeni bir tabaka oluşturuyor, bu tabaka da kendisinden daha hafif olan diğer bir tabakanın altına kayıyor ve bu dev çukur oluşuyordu. Triest Derin ses kayıtları yakalamak için son derece hassas cihazlar ile çukurun en derin ve karanlık bölgelerinden farklı ses örnekleri aldı. Bu kadar yüksek basınç altında alınan ses örnekleri hakkında çeşitli teoriler üretildi. Birazdan dinleyeceğiniz örneklerden sonra bunu ele alıcağız.

Ses farklı ortamlarda farklı hızlarda hareket eder. Sesin hızı; 21° havada 344 m/sn, suda 1480 m/sn, insan vücudunda 1588 m/sn’dir. Sesin hızı, ses kaynağına olan uzaklığın karesi ile ters orantılı olarak azalır. Ses dalgası yayılırken, kaynaktan iki metre uzaklıkta ses dalgasının genliği ½ oranında, dört metre uzaklıkta ise ¼ oranında azalır. Ses dalgasının ilerlemesi sırasında, karşısına çıkan engellerin özelliklerine bağlı olarak; bir kısmı yansır, emilir ve iletilir. Su altında da elbette ki çok daha geniş alandaki sesleri duymak mümkün. 10 bin metreden daha derin bir çukurdan bahsediyorsak basıncında etkisiyle normalde duyacağımız sesler çok daha farklı yansır. Bir balinanın sesi bile su altına o derinlikte bir çukurda ürkütücü izler bırakabilir. Bu seslerin bazı doğal sebeplerden dolayı oluştuğunu söyleyenlerde var. Farklı ve keşfedilmemiş dev bir tür canlıdan gelmiş olma ihtimalini söyleyenler de. Yoksa bu seslerin sahibi bir megalodon mu? Megalodon, büyük beyaz köpek balığının atasıdır. Uzunluğu 20 metreyi bulan bu büyük köpek balığı büyük okyanusta ve atlas okyanusunda yaşamıştır. Etobur olan bu köpekbalığı okyanusun derinliklerinden yüzeye çıkan büyük balinalarla yalnız besleniyordu. Balinalara genelde burun kısmından saldırıyordu. Keskin büyük dişleri ve güçlü çene kasları olan bu köpekbalığı çeşidi kıkırdak kaplı bir iskelete sahipti ve ayrıca 40 tona varan ağırlıkları ile okyanuslarda yaşamış en büyük etobur canlılardı. Ortalama yaşam süreleri 25 ile 40 yıl arasıydı. Miyosen ve Pliyosen dönemlerinde yaklaşık olarak 15.9 ile 2.6 milyon yıl önce okyanuslarda yaşamıştır. Megalodonun nesli anormal bir iklim değişikliği ile balinaların ılık iklimlerden soğuk iklimlere göç etmesiyle ve Magalodon türünün bu soğuk iklime elverişli yapısının bulunmamasından ve balinalar göç ettiği için yiyecek bulamamaktan ötürü nesli tükenmiştir. En azından şimdiye kadar böyle düşünülüyordu.
Mariana Çukurunda Alınan ŞOK Kayıtlar
Mariana çukuru keşfedildiği günden bugüne kadar bir çukur değil de yarık olduğu ve ne şekilde oluştuğu ortaya çıkartılmıştı. Araştırmacılar gizemin çözüldüğünü düşünüyordu ta ki 2017 senesine kadar. 2017 Senesin de Amerikan Donanmasına bağlı USS Explorer Two gemisi triestin dalışı esnasında dipte gözlemlediği yatsı balık gibi başkaca türden canlıların olup olmadığını araştırma amacıyla geliştirilmiş son derece hassas bir su altı sondasıyla bölgeye hareket etti. Dalıştan evvel Challenger’in kaptan ve personeline saygı amacıyla aynı Challenger gibi bölgede sembolik olarak kurşunlu halat atıldı. Kurşun 11 km ye indiğinde bir terslik oldu. İnmeye halen devam ediyordu. Böyle bir şeyin olması imkansızdı ancak kurşun daha derine gidiyordu. Ellerinde ki ip 12 km uzunluğundaydı sonunda ip bitti ve vinç durdu. Yüz yıldan fazla bir süre evvel kullanılan yöntemle 2. Defa başka bir keşif mi yapılmıştı? İnsanlı sondayı aynı yere indirmeye karar verdiler. 3 Saatlik bir dalışın ardından yüksek basınç altında mariana çukuruna özel olarak tasarlanmış ileri teknoloji ürünü sonda nihayet zifir karanlıkta çukurun bilinen en dip noktasına indi. Ancak burada 20 kilometre çapında bir başka çukur daha olduğu tespit edildi bu çukurda bir müddet yoluna devam etti ortalama 4 km daha aşağı inmişti. Sonda şimdi deniz yüzeyinden tam 15 km aşağıdaydı basınçsa iyiden iyiye artmış, etraf zifiri karanlıktı. Hassas sonda tam derinliği ölçebilmek adına aşağıya sonar taraması yaptı. Sonar toplam derinliği 38km gösteriyordu. Ayrıca Mariana çukurunun dibinde ki bu yeni keşfedilen çukurda suyun kütlesinin çok daha yoğun olduğunu ve derine indikçe daha da yoğunlaştığını anladılar. Sondanın daha derinlerde ki basınca dayanamayacağını anlayan araştırmacılar bu bölgede 2 saat geçirdikten sonra yukarı çıkmaya karar verdiler. Çıkmalarına yakın sondanın radarında yaklaşık 4km kuzey batıda 30 metre uzunluğun da 4.5 metre genişliğinde hareket eden bir canlı göründü. 11 Km derinlikte ki mariana çukurunda dahi nasıl yaşam olduğuna bir açıklama getirilemezken bu yeni keşfedilen ve henüz 15. Km sine kadar inilebilmiş olan 20 km çaplı bu çukurda böylesine devasa bir canlının ne olabileceği, veya buna benzer başka canlılarda olup olmayacağı iyice kafaları karıştırdı. Canlı onlara doğru yaklaşmıyor çukurun bazen daha derinlerine doğru dalış yapıyor bazen daha yukarılara çıkıyordu. Sonda yukarı çıkmaya başladığı esnada hassas mikrofonlar bu ne olduğu henüz açıklanamayan canlıdan gelen bu sesleri kaydetmeye başladılar. Araştırmacılar sesleri dinledikten sonra Triestin dalgaların sesini değil de bir canlının sesini kaydettiğine emin oldular.

3.Dünya Savaşı Ne Zaman Başlayacak?

3.Dünya Savaşı Ne Zaman Başlayacak?

5000 Yıllık yazılı insanlık tarihin de insan oğlunun savaşsız geçirdiği yıl sadece 257 senedir. Buda demek oluyor ki savaşlar çıkartmak, yok etmek insanların genlerinde var. Dünya savaş tarihine hızlıca bir göz attığımızda savaşların başlıca sebeplerinin, Din, toprak ve kaynak olduğu açık şekilde görülmektedir. Tarih sahnesine çıkmış pek çok büyük komutan, harp sanatını icra etmelerine rağmen savaşlar hakkında söyledikleri sözler oldukça ironiktir.

3.Dünya Savaşı Ne Zaman Başlayacak?
Barışta oğullar babalarını, savaşta da babalar oğullarını gömerler. Lidya Kralı Krezüs
Savaşı kazanacak kadar kuvvetli, savaştan kaçacak kadar akıllı olmalıyız. Çünkü savaş intihar etmekten bile daha delicedir. Eski Amerikan Başkanı Lyndon B. Johnson
Savaşta ahlak olmaz. Napolyon Bonaparte
Savaş insanları toplu katliamlara sürükleyen bir cinnet halidir. Gazi M.K. Atatürk
Yurtta Sulh Cihanda Sulh! Gazi M.K. Atatürk
Savaş, hiledir, hileden ibarettir. Hz Muhammed (S.A.V.)

1900’lerin başlarına kadar çıkan savaşlar teknolojik ulaşım zorluklarının da etkisi ile yerel olarak kalmış ve verdiği zararlar göreceli olarak sınırlı olmuştur. 1900’lerin ilk çeyreğin de ise Fransa, İngiltere, Rusya ve İtalya’nın başını çektiği itilaf devletleri ile Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan ve Osmanlı İmparatorluğu’nu kapsayan ittifak devletleri arasında Dünyanın o güne kadar görmüş olduğu en yıkıcı çatışma olan 1. Dünya savaşı patlak verdi. 4. Yıl süren savaş 40 milyon kişinin canına mal oldu. Birkaç on yıl sonra 1 ekim 1939’da Almanya’nın Polonya’yı işgaliyle 2. Dünya savaşı patlak verdi. Almanya işgal ettiği her yerde Yahudileri toplayıp öldürüyordu. Bu aynı zamanda dünya tarihinde bir ırka karşı başlatılan en geniş kapsamlı kitle imha hareketiydi. İlk savaştan geçen kısa süreye rağmen teknoloji çok hızlı gelişerek çok daha korkunç savaş silahlarının üretilmesine olanak sağlamıştı. Öte yandan Almanlar’ın yeni ve daha yıkıcı silahlar üretmek için yaptıkları arge çalışmaları günümüz silikon tabanlı teknolojinin temellerini atmış, roket motorları uzaya çıkmamızı sağlamış, kamplarda Mengele gibi doktorların esirler üzerinde yaptıkları deneyler neticesinde pek çok hastalık detaylı olarak tespit edilmiş ve tıp savaştan günümüze kadar adeta bu sayede çağ atlamıştır. 9 Mayıs 1945’de Almanya’nın koşulsuz teslim oluşuyla 2. Dünya savaşı sona ermiştir. Bu savaş 65 Milyon kişinin ölümüne sebep olmuştur. Okullarda bu iki büyük savaşın sebepleri Avrupa’da yükselen milliyetçi akım, silahlanma yarışı ve daha fazla kaynak arayışı olarak öğretilmekte tarihte de böyle yazmaktadır. Tarihi kayıtlarda savaşların başlangıç sebepleri o denli saçmadır ki günümüz tarihçileri dahi bunları açıklamakta imtiza eder. İlk savaş Avusturya-Macaristan veliahtı Arşidük Ferdinand’ın bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi 2. Savaşsa Almanya’nın Polonya’yı işgal etmesi sebebiyle çıktığı tarihi vesikalara geçmiştir. Oysa gerçekler yazılmasa da gerçek olarak kalmayı sürdürür ve su götürmez delillere dayanır. Özellikle 2. Dünya savaşını incelersek bu şaibeli tarih adı altında yutturulan yalanların gerçek yüzünü kolayca anlarız. M.Ö. 586 senesinde kurulan Siyonizm Yahudileri vaat edilmiş topraklara yerleştirmeyi amaçlar. Tarihi pek çok dinden bile daha eski olan bu tarikan dünya üzerinde ki tüm paranın ve devletlerin kontrolünü ellerine tutmaktadır. Bunun anlamıysa savaşlara onların karar verdiğidir. Vaat edilmiş topraklara Yahudileri yerleştirmek adına harekete geçen siyonizm ilk olarak Osmanlı idaresinde ki Kudüs’ü satın almak istedi. Fakat Sultan Abdülhamid’in “Kanla alınmış topraklar parayla satılmaz.” Diyerek teklifi ret etmiş ve tüm diplomatik kanalları kapatmıştır. Elbete ki Siyonistler vaz geçmemiştir. 1. Dünya savaşı ile Osmanlı’yı lav ettiler. Akabinde İngiliz kuklası olarak kurulan Arap devletlerinden Kudüs ve civarında toprak satın aldılar. Ancak bir sorun vardı. Avrupa’da işleri yolunda olan Yahudiler Kudüs’e yerleşmek istemiyordu.

3.Dünya Savaşı Ne Zaman Başlayacak?
İşte bu sebeple Yahudiler Rothschild ailesi önderliğinde Alman devletini ve önemli silah sanayi kuruluşlarını finanse etmiş hatta hibe krediler vermişlerdir Bunun üzerine Almanya tarihin gördüğü en büyük mekanize orduyu kurarak tüm Avrupa’da bir Yahudi avı başlatmışlardır. Kaçıp kurtulan Yahudilerse tahmin edebileceğiniz gibi bedava ev ve arazi verilen Kudüs’ün yolunu tutmuşlardır. Nihayet savaşın bitiminden 3 sene sonra 14 mayıs 1948’de İsrail resmen kurulmuştur. Yine de vaat edilmiş toprakların tamamına henüz halen sahip olunamamıştır. 2. Dünya savaşının ardından dünya belki de binlerce yılda yaşayacağı teknolojik gelişimi 50 sene içerisinde yaşamış ayrıca dünya nüfusu da hiç olmadığı kadar artmıştır. Hal böyle olunca da artık savaşların şekli ve yapısı değişmiştir. Yeni silahlar çok etkili ve hassas olmasına rağmen artık büyük devletler savaşları istihbarat ve ekonomik güçle sürdürmektedirler. Hedef ülkeye yapılan çeşitli ambargoların ardından sıkışan ekonomiyle bunalan halkın arasına uzman istihbarat elemanları salınarak halklar kutuplaştırılır ve çeşitli gruplar, örgütler adı altında iyice bölünme sağlanarak çatışma ortamı hazırlanır. Her taraf ülke bir grubu siyasi askeri ve ekonomik açıdan destekler ve çatışma başlar. Ancak hami olan büyük devletler asla direkt olarak karşı karşıya gelmezler. Bunun en güzel örneğini günümüz Suriye ve Irak’ında açık şekilde görmekteyiz. Ayrıca İsrail sınırları dışında kalan ancak Vaat edilmiş topraklar olarak görülen ve Türkiye’nin doğusunu da kapsayan bölgede çatışmaların asla durmadığı da büyük bir gerçektir. 3. Dünya savaşı şu ana kadar sıkça eşiğine gelinmiş olmasına rağmen başlamamıştır. Daha evvel komünizm ve kapitalizm adı altında Sovyet Rusya ve Amerika sıkça karşı karşıya gelmiş her defasında savaşın eşiğinden dönülmüştür.

İki ülke arasında durum bugün de pek farklı değildir. Ara ara tansiyon ciddi şekilde artmakta ve iki ülkenin tarihten gelen dirsek teması stabil olmayan bir şekilde sürmektedir. Günümüz de sahne de Çin gibi büyük bir aktör daha vardır. 3. Dünya Savaşının tarafları aşağı yukarı bellidir.

Amerika:
Aktif Askeri Personel Sayısı: 1.281.900
Toplam Askeri Personel Sayısı: 2.083.100
Savunma Bütçesi: 647.000.000.000$
Uçak Sayısı: 4.792
Helikopteri Sayısı: 973
Tank Sayısı: 5.884
Zırhlı Savaş Aracı: 38.822
Uçak Gemisi Sayısı: 20
Denizaltı Sayısı: 66
Diğer Savaş Gemileri: 1.139

Fransa:
Aktif Askeri Personel Sayısı: 210.000
Toplam Askeri Personel Sayısı: 814.000
Savunma Bütçesi: 35.750.000.000$
Uçak Sayısı: 941
Helikopteri Sayısı: 714
Tank Sayısı: 740
Zırhlı Savaş Aracı: 6.982
Uçak Gemisi Sayısı: 4
Denizaltı Sayısı: 11
Diğer Savaş Gemileri: 424

Almanya:
Aktif Askeri Personel Sayısı: 185.000
Toplam Askeri Personel Sayısı: 612.000
Savunma Bütçesi: 36.700.000.000$
Uçak Sayısı: 506
Helikopteri Sayısı: 432
Tank Sayısı: 722
Zırhlı Savaş Aracı: 6.012
Uçak Gemisi Sayısı: 0
Denizaltı Sayısı: 7
Diğer Savaş Gemileri: 241

İngiltere:
Aktif Askeri Personel Sayısı: 624.000
Toplam Askeri Personel Sayısı: 1.511.000
Savunma Bütçesi: 112.300.000.000$
Uçak Sayısı: 1.741
Helikopteri Sayısı: 962
Tank Sayısı: 1.133
Zırhlı Savaş Aracı: 5.139
Uçak Gemisi Sayısı: 2
Denizaltı Sayısı: 10
Diğer Savaş Gemileri: 614

Rusya:
Aktif Askeri Personel Sayısı: 1.013.628
Toplam Askeri Personel Sayısı: 3.586.128
Savunma Bütçesi: 147.000.000.000$
Uçak Sayısı: 2.234
Helikopteri Sayısı: 511
Tank Sayısı: 2.300
Zırhlı Savaş Aracı: 27.400
Uçak Gemisi Sayısı: 1
Denizaltı Sayısı: 62
Diğer Savaş Gemileri: 741

Çin:
Aktif Askeri Personel Sayısı: 1.963.711
Toplam Askeri Personel Sayısı: 6.341.547
Savunma Bütçesi: 391.000.000.000$
Uçak Sayısı: 2.487
Helikopteri Sayısı: 1.103
Tank Sayısı: 5.961
Zırhlı Savaş Aracı: 33.500
Uçak Gemisi Sayısı: 7
Denizaltı Sayısı: 54
Diğer Savaş Gemileri: 1.319

İran:
Aktif Askeri Personel Sayısı: 534.000
Toplam Askeri Personel Sayısı: 984.000
Savunma Bütçesi: 18.000.000.000$
Uçak Sayısı: 477
Helikopteri Sayısı: 318
Tank Sayısı: 1.616
Zırhlı Savaş Aracı: 3.975
Uçak Gemisi Sayısı: –
Denizaltı Sayısı: 8
Diğer Savaş Gemileri: 390

Kuzey Kore:
Aktif Askeri Personel Sayısı: 1.100.000
Toplam Askeri Personel Sayısı: 6.104.000
Savunma Bütçesi: 9.000.000.000$
Uçak Sayısı: 910
Helikopteri Sayısı: 260
Tank Sayısı: 4.200
Zırhlı Savaş Aracı: 6.774
Uçak Gemisi Sayısı: –
Denizaltı Sayısı: 70
Diğer Savaş Gemileri: 714

İttifakların toplam güçleri ise şu şekilde olacaktır;
Amerika, Almanya, Fransa, İngiltere ittifakının

Aktif Askeri Personel Sayısı: 2.300.900
Toplam Askeri Personel Sayısı: 5.020.100
Savunma Bütçesi: 1.461.360.000.000$
Uçak Sayısı: 7.980
Helikopteri Sayısı: 3.081
Tank Sayısı: 8.479
Zırhlı Savaş Aracı: 56.955
Uçak Gemisi Sayısı: 26
Denizaltı Sayısı: 94
Diğer Savaş Gemileri: 2418

Rusya, Çin, İran, Kuzey Kore ittifakının;

Aktif Askeri Personel Sayısı: 4.611.339
Toplam Askeri Personel Sayısı: 17.015.675
Savunma Bütçesi: 565.000.000.000$
Uçak Sayısı: 6.108
Helikopteri Sayısı: 2.192
Tank Sayısı: 14.077
Zırhlı Savaş Aracı: 71.649
Uçak Gemisi Sayısı: 8
Denizaltı Sayısı: 194
Diğer Savaş Gemileri: 3.164

Bir de ülkemizin durumuna göz atalım;

Aktif Askeri Personel Sayısı: 612.900
Toplam Askeri Personel Sayısı: 1.112.341
Savunma Bütçesi: 48.000.000.000$
Uçak Sayısı: 1.512
Helikopteri Sayısı: 570
Tank Sayısı: 4.460
Zırhlı Savaş Aracı: 7.133
Uçak Gemisi Sayısı: –
Denizaltı Sayısı: 12
Diğer Savaş Gemileri: 647

3.Dünya Savaşı Ne Zaman Başlayacak?
Türkiye böyle bir savaşta elinden geldiğince tarafsızlığını koruyacaktır. Ancak her iki ittifakta Türkiye’yi kendi tarafında savaşa sokmak isteyecektir. Nitekim hem coğrafi konumu hem de askeri gücü hasebiyle savaşın sonuçlarında büyük etkisi olacak bir ülkedir. CIA Türkiye ofisinin hazırladığı rapora göre olası bir savaş durumunda Türkiye seferberlik ilanı ile 24 milyon kişilik bir ordu kurup donatacak kapasiteye sahiptir. Ayrıca raporda dikkat çeken bir başka hususta Türkiye’nin tarihi, milli, dini bağlarının bulunduğu Endonezya, Pakistan, Türkmenistan, Azerbaycan gibi pek çok ülkeden ciddi şekilde askeri ve maddi destek göreceğine yer verilmiştir. Rakamlara bakıldığında böylesine bir savaşın etkileri daha önce görülmemiş kadar büyük olacağı aşikardır. Komple teorileri bilimsel dayanakları olduğu sürece saygındır. 3. Dünya savaşı hakkında yapılmış çoğu teoride delinin birini nükleer füze atar savaşı başlatır gibi şeyler duymak mümkündür ancak bunlar son derece asparagastır. Peki şimdiye değin 3. Dünya savaşı neden çıkmamıştır? Bu sorunun 3 cevabı var. 1. Sebebi ekonomiktir. Amerika dahil ülkelerin tamamı borç batağında cari açıkla mücadele etmektedir. Savaş sadece silahlarla değil onun arkasında üreten fabrikalar ve devamlı gelen bir mali kaynakla yapılmaktadır. Nitekim Amerika’nın kullandığı bazı uçakların fiyatı 3 milyar dolara kadar çıkmakta atılan bir tane akıllı bomba ise 2 – 3 milyon dolar civarındadır. Günümüzde Çin devasa nüfusunu doyurmak için ihtiyacı olan paranın büyük kısmını ihracattan elde etmektedir. İhracatınınsa %42 sini Amerika’ya %33 nüyse Nato ülkelerine yapmaktadır. Dolayısıyla ülkelerin böyle bir savaşı 3 aydan fazla finanse edebilmeleri mümkün görünmemektedir. 2. Sebebi ise gelişen silah teknolojisidir. Şaşırdığınızın farkındayım. 2. Dünya savaşına dönecek olursak ülkeler sadece hammaddeyi dışarıdan ihraç edip günümüze göre daha analog olan silah sistemlerini tek başlarını bir şekilde üretip savaş sahnesine sürebiliyorlardı. Günümüzde ise yerli olgusu bu karmaşık teknolojik gelişmeler karşısında yok olmuştur. Hele konu silah sistemleri olunca olay daha da karmaşık bir hale gelmektedir. Amerika dahil hiçbir ülke %100 yerli üretim yapamamaktadır. Alt yüklenici diye tabir edilen firmalar çoğu ürünü yurt dışında fason olarak yaptırmaktadır. Örneğin Amerikan Hava Kuvvetlerinin bel kemiğini oluşturan F-22 Raptor Avcı uçaklarının kontrol ve pilot yongası gibi kritik öneme sahip parçaları Çin’de fason üretilip Amerikan menşei vurulmakta. İniş takımları Hindistan’da Fason üretilip Amerikan menşi vurulduktan sonra uçaklara monte edilmektedir. Aynı şekilde Çinlilerin Medarı iftiharı Chengdu J-10 avcı uçaklarının lazer ve güdüm sistemleri Amerika’da fason ürettirilip Çin menşei ile kullanılmaktadır. Rusların Efsanevi Mig ve Su tipi saldırı uçaklarının da pek çok parçası Avrupa’dan temin edilmektedir. Şu durumda bu ülkeler birbirleri ile savaşmaya başladıklarında bu kritik parçalar -ki pek çoğunu üretmek için milyarlarca dolar kaynak ve yıllarca süren ar-ge çalışmaları gerekmektedir. Temini mümkün olamayacağından teknik teçhizatlar kısa sürede devre dışı kalacaktır. 3. Ve en önemli sebepse böyle bir savaşın siyonizmin işine gelmemesidir. Siyonistler istemedikçe hiçbir ülke dünyada tek bir kurşun dahi atamazlar. Dünyanın genel konjonktürüne baktığımızda önümüzde ki 20 sene için böyle bir savaşın söz konusu olması mümkün görülmemektedir.