ÇERNOBİL MUTAT ZOMBİLERİ

ÇERNOBİL MUTAT ZOMBİLERİ

İnsanoğlu, 26 Nisan 1986 tarihinde yaşayabileceği en büyük felaketlerden bir tanesini yaşadı. O zamanlar SSCB’nin bir parçası olan ve şimdi Ukrayna’nın sınırları içerisinde yer alan Kiev’in Çernobil kentindeki nükleer güç reaktörünün 4. ünitesinde bir patlama meydana gelmiş, dünya ise bu olayı 30 Nisan 1986’da öğrenmişti. Etkilerinin günümüzde devam ettiği Çernobil felaketinin oluşmasına sebep olan süreci … Devamını oku

Dinozorlar Yaşıyor: Ruslar’ın Gizli Jurassic Parkı

Dinozorlar Yaşıyor: Ruslar'ın Gizli Jurassic Parkı

Bilim dinozorların buzul çağıyla beraber neslinin tükendiğini kabul etmektedir. Ancak o günden bugünlere gelinceye kadar dünyanın çeşitli bölgelerinde dinozor gözlemleri yapılmaya devam etmiştir. Daha önce ki makalelerimden bir tanesin de sizlere Afrika’da yaşayan bir dinozordan bahsetmiştim Mkele Mbamba! Peki dinozorlar halen yaşıyor olabilir mi? Yaşıyorlarsa o günden bugüne kadar hayatta kalmayı nasıl başardılar? Veya hayatta kalamayıp da insanlar tarafından yeniden mi klonlanıp hayata döndürüldüler? Rusya’da kameralara yakalanan dinozorları ve bu dinozorlar hakkında ortaya atılan teorileri sizlerle paylaşacağım bir yazıyla beraberiz.

Dinozorlar Yaşıyor: Ruslar'ın Gizli Jurassic Parkı

Nesli tükenmiş hayvanların en iyi fosilleri soğuk ikliminden dolayı Rus steplerinde keşfedilmiştir. Yıllar içerisinde yapılan araştırmalar sonucunda neredeyse birkaç saat önce ölmüş gibi iyi korunmuş mamut ve dinozor fosilleri Rusya’nın Altay bölgesin de bulunarak incelemeye alınmış, Sağlıklı DNA’lar elde edilmiştir. Sovyetler birliği dönemin de Rusya yaptığım bilimsel araştırmalar konusunda en fazla kaynağı genetik bilimine ayırmış ve bu konuya çok önem vermiştir. Sovyetlerin çöküşüyle pek çok askeri ve bilimsel araştırma kaynak yetersizliğinden kaderine terk edilmiştir. Genetik araştırmalarınsa bazılar terk edilmiş bazılarınınsa içinde bulunulan zorlu ekonomik koşullara rağmen bütçeleri azaltılarak araştırılmasına devam edilmiştir. Sovyetler birliği dönemin de Ruslar’ın mamutları hayata döndürmeye çalıştığı biliniyordu. Bu çalışmalar Sovyetler Birliği yıkılana kadar bir sonuca ulaşmasa da Rus bilim insanlarına eşsiz tecrübe ve bilgiler kazandırmıştı. Pleistosen çağının geç dönemlerinde yünlü mamut insanların av hayvanlarından biriydi. Bunun kanıtı birçok mağaralarda bulunan duvar resimlerinde görülmektedir. Ortadan kaybolmalarının nedeni fazla avlanmış olmaları mı, yoksa buzul çağının sonundaki büyük iklimsel değişiklikler mi olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Kuzey Amerika’daki ânî yok olmalarının nedeni olarak bir Meteorit grubunun Dünya’ya çarpması olabileceği, bunun da buzul çağının başlangıcını açıklayabileceği, Amerikalı bir araştırma grubu tarafından önerildi. MÖ 8000 yıl evvel mamutlar Avrupa’da ve Asya’da ortadan yok oldukları kabul edilmiştir. Aynı dönemde Homo sapiens insanları da kıtanın güneyden bu bölgelere doğru yayılmışlardır. Ancak Rus bilim adamları elde ettikleri fosillere yaptıkları kapsamlı testler sonucunda Sibirya’nın Wrangel Adası’nda izole şekilde yaşayan mamutların, Mağara Aslanlarının ve bazı ufak tür dinozorların MÖ 956′ senesine kadar hayatta kalmayı başardıklarını kanıtlamıştır. Buda büyük İskender’in doğumundan sadece 600 sene evveline kadar Dinozorların ve Mamutların Wrangel adansın da yaşamlarını sürdürdükleri anlamına geliyor. Sovyetler Mamutları veya dinozorları klonlayarak hayata döndürmeyi başaramamıştı. Ancak Mamutlarla aynı dönemde nesli tükenen Sivri dişli kaya faresi Wrangel adasında bulunan iyi korunmuş fosillerden elde edilen DNAların günümüz farelerinin embriyolarına enjekte edilmesiyle zaten DNA yapıları birbirlerine çok büyük oranda benzerlik gösterdiği için sorunsuz şekilde hayata döndürmeyi başarmışlardı. Ele geçirilen KGB kayıtlarından zaman içerisinde bu eski çağlardan gelen farenin popülasyonunun arttığını anlayabiliyoruz. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından Vladivostok kentinde 11-13 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek olan 4. Doğu Ekonomik Forumu’nda dünyanın en gelişmiş genetik araştırma laboratuvarını Vladivostok kentinde kuracaklarını ve geçmişte genetik konusunda edinilmiş eşsiz deneyimlerin bu yolda kendilerine ışık tutacağını söyledi.

Dinozorlar Yaşıyor: Ruslar'ın Gizli Jurassic Parkı

Wragnel adasından bir adım önde olarak Vostok gölün’de halen tarih öncesi canlılar yaşadığı düşünülüyor. Antarktika’da toplam 400 adet buzul-altı göl bulunmakta. Doğu Antarktik buz tabakasının orta bölgelerindeki Vostok bunların en büyüğü. Tam üzerinde 1957 yılında Rusya’nın Antarktik araştırma merkezi olarak kurulan Vostok İstasyonu yer alıyor. Gölün keşfi bu istasyon sayesinde gerçekleştirilmişti. 250 km uzunluğunda, 50 km genişliğinde olan dev göl ortalama 344 metre derinliğe sahip. Buzul altında kapladığı alan ise yaklaşık 6.000 metre kare. Dünyanın en derin 4. gölü olan Vostok, 3.700 metrelik bir buzul tabakasının altında bulunuyor. Buzul-altı göller, hidrotermal aktiviteler nedeniyle ısı açısından soğuk ve sıcağın bir kombinasyonu olarak düşünülebilir. Bu koşullar, belirli bir ısıyı tercih eden organizmaların barınması açısından oldukça zorlu bir habitat sunuyor. Üzerini kaplayan buz tabakasının yaptığı baskı da düşünülürse, ortamın fevkalade uç şartlara sahip olduğu çok açık. Vostok, ışığı tamamen bloke edebilecek kadar kalın bir buz tabakasıyla örtülü. Bu nedenle öyle karanlık ki, hayat için gereken besini sağlayamayacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Ancak son gelen analizlerin sonucu gölde şaşırtıcı derecede yaşam çeşitliliği bulunduğunu gösteriyor. Ohio, Green State Üniversitesi biyoloji bilimleri profesörü Scott Rogers önderliğindeki araştırma grubu, yıllardır Vostok Gölü üzerinde çalışmalar yapıyor. 2012 yılında başladıkları son araştırmada gölün derinliklerine ulaşarak örnek toplamayı da başardılar. Araştırma grubunda bu müthiş keşfe imza atanların arasında bir de Türk biyolog var. Grubun laboratuar çalışmalarının büyük bir kısmını gerçekleştirmiş olan Zeynep Koçer, ekipteki faaliyetlerinin yanı sıra Amerika St. Jude Araştırma Hastanesi’nde bulaşıcı hastalıklar üzerine doktora yapıyor. Elde edilen örnekler üzerinde iki yıl boyunca titizlikle yürütülen incelemeler, 3.507 adet organizmanın genetik izini ortaya çıkardı. RNA ve DNA eşleştirmesi yöntemiyle türlerine göre tasnif edildiklerinde %94’ünün bakteri düzeyinde olduğu anlaşıldı. Ancak bilimin bugüne dek hiç karşılaşmadığı bakteriler olarak kayda geçirildiler. Geri kalan %6’lık bölüm ise tek ve çok hücreli bazı organizmalar ile funguslara dair DNA kanıtlarını içeriyor. Rogers ve ekibi, metagenom ve metatranskript olarak adlandırılan, bilgisayar yardımıyla binlerce genomun eş zamanlı sınıflandırılmasını sağlayan alışılmışın dışında bir teknoloji kullanmakta. Bu sayede, elde ettikleri veriler %100 güvenilirliğe sahip oluyor. Örneklerde rastlanan bazı bakterilerin DNA’ları yakından incelendiğinde, tarih öncesi tatlı su dinozorları, balıklar, deniz kabukluları ve halkalı solucanların sindirim sisteminde yaygınca bulunanlara çok benzedikleri görüldü. Bu durum, gölde henüz keşfedilmemiş kompleks yaşam türlerinin de olabileceğinin bir işareti. Dünyanın geri kalanından 15 milyon yıl boyunca korunmuş olan Vostok habitatı, daha önce hiç karşılaşmadığımız yaşam formlarının evrimine olanak tanımış olabilir. Ayrıca verilerin %6’lık birimini oluşturan kısımda, bazı hayvan ve bitkilerin üzerinde yaşayan simbiyoz organizmalar da tespit edildi.

Dinozorlar Yaşıyor: Ruslar'ın Gizli Jurassic Parkı

2005 senesin de Sibirya Time’s adli gazeteye gelen bir eposta genetik araştırmalar hakkında çarpıcı iddialar ortaya atıyordu. Epostayı yazan kişi Sibirya’da bulunan Kuçitskiy askeri üssünde görev yaptığını fakat güvenlik kaygılarından dolayı kimliğini açıklayamayacağını söylüyordu. Kuçitskiy askeri üssü çarlık rusyasından kalma olsa da düzenli olarak modernize edilmiş günümüzdede faaliyete devam eden oldukça bir askeri üstür. 60 Km uzunluğunda ve 20 km genişliğinde olan bu devasa askeri bölgede Sovyetler birliği döneminde pek çok gizli araştırma gerçekleştirilmiştir. Ruslar Sovyetlerden kalma bir alışkanlık olarak günümüzde de araştırma merkezlerini askeri üslerin içerisinde inşa etmektedirler. Konumuza dönecek olursak gelen epostada ki iddialara göre bu Askeri üssün altında çok gelişmiş bir genetik araştırma laboratuvarında Fil, timsah ve komodo ejderi gibi canlıların genetiklerinden faydalanılarak mamutların ve bazı ufak cins dinozorların yeniden klonlandığı ve kendi aralarında çiftleştirilerek popülasyonlarının arttırıldığı üsteki sera içine inşa edilmiş ormanlık alanın tellerle çevrilerek burada doğal yaşam ortamlarının taklit edildiği fakat hayvanların doğası ve davranışları önceden kestirilemediği için birkaç ufak cins dinozorun kaçmayı başardığından bahsetmektedir. Bu iddialarıysa her hangibi bir delille desteklemediği halde pek çok kişi için yeterliydi. Çünkü bu bölgede yerel halk tarafından pek çok bilinmeyen canlı türü gözlemlenmiş ve ihbar edilmişti. Sibirya Time’sın olayı haberleştirmesinin ardından Kuçitskiy askeri üssü yetkilileri üssün içerisinde bir genetik araştırma tesisi bulunmadığını açıkladı. Ancak komplo teorisyenleri üsse alınan malzemelerin listesine ulaştılar. Alınan malzemelerin büyük kısmı sadece bir genetik laboratuvar da kullanılabilecek şeylerdi. Akabinde pek çok yerel araştırmacı bölgeye giderek üssün yakınlarında ki yerleşim birimlerinde konaklamaya ve etrafı gözlemlemeye başladılar. Sonuç olarak şu anda izlediğinize benzer pek çok canlıyı kamerayla görüntülemeyi başardılar.

3.Dünya Savaşı Ne Zaman Başlayacak?

3.Dünya Savaşı Ne Zaman Başlayacak?

5000 Yıllık yazılı insanlık tarihin de insan oğlunun savaşsız geçirdiği yıl sadece 257 senedir. Buda demek oluyor ki savaşlar çıkartmak, yok etmek insanların genlerinde var. Dünya savaş tarihine hızlıca bir göz attığımızda savaşların başlıca sebeplerinin, Din, toprak ve kaynak olduğu açık şekilde görülmektedir. Tarih sahnesine çıkmış pek çok büyük komutan, harp sanatını icra etmelerine rağmen savaşlar hakkında söyledikleri sözler oldukça ironiktir.

3.Dünya Savaşı Ne Zaman Başlayacak?
Barışta oğullar babalarını, savaşta da babalar oğullarını gömerler. Lidya Kralı Krezüs
Savaşı kazanacak kadar kuvvetli, savaştan kaçacak kadar akıllı olmalıyız. Çünkü savaş intihar etmekten bile daha delicedir. Eski Amerikan Başkanı Lyndon B. Johnson
Savaşta ahlak olmaz. Napolyon Bonaparte
Savaş insanları toplu katliamlara sürükleyen bir cinnet halidir. Gazi M.K. Atatürk
Yurtta Sulh Cihanda Sulh! Gazi M.K. Atatürk
Savaş, hiledir, hileden ibarettir. Hz Muhammed (S.A.V.)

1900’lerin başlarına kadar çıkan savaşlar teknolojik ulaşım zorluklarının da etkisi ile yerel olarak kalmış ve verdiği zararlar göreceli olarak sınırlı olmuştur. 1900’lerin ilk çeyreğin de ise Fransa, İngiltere, Rusya ve İtalya’nın başını çektiği itilaf devletleri ile Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan ve Osmanlı İmparatorluğu’nu kapsayan ittifak devletleri arasında Dünyanın o güne kadar görmüş olduğu en yıkıcı çatışma olan 1. Dünya savaşı patlak verdi. 4. Yıl süren savaş 40 milyon kişinin canına mal oldu. Birkaç on yıl sonra 1 ekim 1939’da Almanya’nın Polonya’yı işgaliyle 2. Dünya savaşı patlak verdi. Almanya işgal ettiği her yerde Yahudileri toplayıp öldürüyordu. Bu aynı zamanda dünya tarihinde bir ırka karşı başlatılan en geniş kapsamlı kitle imha hareketiydi. İlk savaştan geçen kısa süreye rağmen teknoloji çok hızlı gelişerek çok daha korkunç savaş silahlarının üretilmesine olanak sağlamıştı. Öte yandan Almanlar’ın yeni ve daha yıkıcı silahlar üretmek için yaptıkları arge çalışmaları günümüz silikon tabanlı teknolojinin temellerini atmış, roket motorları uzaya çıkmamızı sağlamış, kamplarda Mengele gibi doktorların esirler üzerinde yaptıkları deneyler neticesinde pek çok hastalık detaylı olarak tespit edilmiş ve tıp savaştan günümüze kadar adeta bu sayede çağ atlamıştır. 9 Mayıs 1945’de Almanya’nın koşulsuz teslim oluşuyla 2. Dünya savaşı sona ermiştir. Bu savaş 65 Milyon kişinin ölümüne sebep olmuştur. Okullarda bu iki büyük savaşın sebepleri Avrupa’da yükselen milliyetçi akım, silahlanma yarışı ve daha fazla kaynak arayışı olarak öğretilmekte tarihte de böyle yazmaktadır. Tarihi kayıtlarda savaşların başlangıç sebepleri o denli saçmadır ki günümüz tarihçileri dahi bunları açıklamakta imtiza eder. İlk savaş Avusturya-Macaristan veliahtı Arşidük Ferdinand’ın bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi 2. Savaşsa Almanya’nın Polonya’yı işgal etmesi sebebiyle çıktığı tarihi vesikalara geçmiştir. Oysa gerçekler yazılmasa da gerçek olarak kalmayı sürdürür ve su götürmez delillere dayanır. Özellikle 2. Dünya savaşını incelersek bu şaibeli tarih adı altında yutturulan yalanların gerçek yüzünü kolayca anlarız. M.Ö. 586 senesinde kurulan Siyonizm Yahudileri vaat edilmiş topraklara yerleştirmeyi amaçlar. Tarihi pek çok dinden bile daha eski olan bu tarikan dünya üzerinde ki tüm paranın ve devletlerin kontrolünü ellerine tutmaktadır. Bunun anlamıysa savaşlara onların karar verdiğidir. Vaat edilmiş topraklara Yahudileri yerleştirmek adına harekete geçen siyonizm ilk olarak Osmanlı idaresinde ki Kudüs’ü satın almak istedi. Fakat Sultan Abdülhamid’in “Kanla alınmış topraklar parayla satılmaz.” Diyerek teklifi ret etmiş ve tüm diplomatik kanalları kapatmıştır. Elbete ki Siyonistler vaz geçmemiştir. 1. Dünya savaşı ile Osmanlı’yı lav ettiler. Akabinde İngiliz kuklası olarak kurulan Arap devletlerinden Kudüs ve civarında toprak satın aldılar. Ancak bir sorun vardı. Avrupa’da işleri yolunda olan Yahudiler Kudüs’e yerleşmek istemiyordu.

3.Dünya Savaşı Ne Zaman Başlayacak?
İşte bu sebeple Yahudiler Rothschild ailesi önderliğinde Alman devletini ve önemli silah sanayi kuruluşlarını finanse etmiş hatta hibe krediler vermişlerdir Bunun üzerine Almanya tarihin gördüğü en büyük mekanize orduyu kurarak tüm Avrupa’da bir Yahudi avı başlatmışlardır. Kaçıp kurtulan Yahudilerse tahmin edebileceğiniz gibi bedava ev ve arazi verilen Kudüs’ün yolunu tutmuşlardır. Nihayet savaşın bitiminden 3 sene sonra 14 mayıs 1948’de İsrail resmen kurulmuştur. Yine de vaat edilmiş toprakların tamamına henüz halen sahip olunamamıştır. 2. Dünya savaşının ardından dünya belki de binlerce yılda yaşayacağı teknolojik gelişimi 50 sene içerisinde yaşamış ayrıca dünya nüfusu da hiç olmadığı kadar artmıştır. Hal böyle olunca da artık savaşların şekli ve yapısı değişmiştir. Yeni silahlar çok etkili ve hassas olmasına rağmen artık büyük devletler savaşları istihbarat ve ekonomik güçle sürdürmektedirler. Hedef ülkeye yapılan çeşitli ambargoların ardından sıkışan ekonomiyle bunalan halkın arasına uzman istihbarat elemanları salınarak halklar kutuplaştırılır ve çeşitli gruplar, örgütler adı altında iyice bölünme sağlanarak çatışma ortamı hazırlanır. Her taraf ülke bir grubu siyasi askeri ve ekonomik açıdan destekler ve çatışma başlar. Ancak hami olan büyük devletler asla direkt olarak karşı karşıya gelmezler. Bunun en güzel örneğini günümüz Suriye ve Irak’ında açık şekilde görmekteyiz. Ayrıca İsrail sınırları dışında kalan ancak Vaat edilmiş topraklar olarak görülen ve Türkiye’nin doğusunu da kapsayan bölgede çatışmaların asla durmadığı da büyük bir gerçektir. 3. Dünya savaşı şu ana kadar sıkça eşiğine gelinmiş olmasına rağmen başlamamıştır. Daha evvel komünizm ve kapitalizm adı altında Sovyet Rusya ve Amerika sıkça karşı karşıya gelmiş her defasında savaşın eşiğinden dönülmüştür.

İki ülke arasında durum bugün de pek farklı değildir. Ara ara tansiyon ciddi şekilde artmakta ve iki ülkenin tarihten gelen dirsek teması stabil olmayan bir şekilde sürmektedir. Günümüz de sahne de Çin gibi büyük bir aktör daha vardır. 3. Dünya Savaşının tarafları aşağı yukarı bellidir.

Amerika:
Aktif Askeri Personel Sayısı: 1.281.900
Toplam Askeri Personel Sayısı: 2.083.100
Savunma Bütçesi: 647.000.000.000$
Uçak Sayısı: 4.792
Helikopteri Sayısı: 973
Tank Sayısı: 5.884
Zırhlı Savaş Aracı: 38.822
Uçak Gemisi Sayısı: 20
Denizaltı Sayısı: 66
Diğer Savaş Gemileri: 1.139

Fransa:
Aktif Askeri Personel Sayısı: 210.000
Toplam Askeri Personel Sayısı: 814.000
Savunma Bütçesi: 35.750.000.000$
Uçak Sayısı: 941
Helikopteri Sayısı: 714
Tank Sayısı: 740
Zırhlı Savaş Aracı: 6.982
Uçak Gemisi Sayısı: 4
Denizaltı Sayısı: 11
Diğer Savaş Gemileri: 424

Almanya:
Aktif Askeri Personel Sayısı: 185.000
Toplam Askeri Personel Sayısı: 612.000
Savunma Bütçesi: 36.700.000.000$
Uçak Sayısı: 506
Helikopteri Sayısı: 432
Tank Sayısı: 722
Zırhlı Savaş Aracı: 6.012
Uçak Gemisi Sayısı: 0
Denizaltı Sayısı: 7
Diğer Savaş Gemileri: 241

İngiltere:
Aktif Askeri Personel Sayısı: 624.000
Toplam Askeri Personel Sayısı: 1.511.000
Savunma Bütçesi: 112.300.000.000$
Uçak Sayısı: 1.741
Helikopteri Sayısı: 962
Tank Sayısı: 1.133
Zırhlı Savaş Aracı: 5.139
Uçak Gemisi Sayısı: 2
Denizaltı Sayısı: 10
Diğer Savaş Gemileri: 614

Rusya:
Aktif Askeri Personel Sayısı: 1.013.628
Toplam Askeri Personel Sayısı: 3.586.128
Savunma Bütçesi: 147.000.000.000$
Uçak Sayısı: 2.234
Helikopteri Sayısı: 511
Tank Sayısı: 2.300
Zırhlı Savaş Aracı: 27.400
Uçak Gemisi Sayısı: 1
Denizaltı Sayısı: 62
Diğer Savaş Gemileri: 741

Çin:
Aktif Askeri Personel Sayısı: 1.963.711
Toplam Askeri Personel Sayısı: 6.341.547
Savunma Bütçesi: 391.000.000.000$
Uçak Sayısı: 2.487
Helikopteri Sayısı: 1.103
Tank Sayısı: 5.961
Zırhlı Savaş Aracı: 33.500
Uçak Gemisi Sayısı: 7
Denizaltı Sayısı: 54
Diğer Savaş Gemileri: 1.319

İran:
Aktif Askeri Personel Sayısı: 534.000
Toplam Askeri Personel Sayısı: 984.000
Savunma Bütçesi: 18.000.000.000$
Uçak Sayısı: 477
Helikopteri Sayısı: 318
Tank Sayısı: 1.616
Zırhlı Savaş Aracı: 3.975
Uçak Gemisi Sayısı: –
Denizaltı Sayısı: 8
Diğer Savaş Gemileri: 390

Kuzey Kore:
Aktif Askeri Personel Sayısı: 1.100.000
Toplam Askeri Personel Sayısı: 6.104.000
Savunma Bütçesi: 9.000.000.000$
Uçak Sayısı: 910
Helikopteri Sayısı: 260
Tank Sayısı: 4.200
Zırhlı Savaş Aracı: 6.774
Uçak Gemisi Sayısı: –
Denizaltı Sayısı: 70
Diğer Savaş Gemileri: 714

İttifakların toplam güçleri ise şu şekilde olacaktır;
Amerika, Almanya, Fransa, İngiltere ittifakının

Aktif Askeri Personel Sayısı: 2.300.900
Toplam Askeri Personel Sayısı: 5.020.100
Savunma Bütçesi: 1.461.360.000.000$
Uçak Sayısı: 7.980
Helikopteri Sayısı: 3.081
Tank Sayısı: 8.479
Zırhlı Savaş Aracı: 56.955
Uçak Gemisi Sayısı: 26
Denizaltı Sayısı: 94
Diğer Savaş Gemileri: 2418

Rusya, Çin, İran, Kuzey Kore ittifakının;

Aktif Askeri Personel Sayısı: 4.611.339
Toplam Askeri Personel Sayısı: 17.015.675
Savunma Bütçesi: 565.000.000.000$
Uçak Sayısı: 6.108
Helikopteri Sayısı: 2.192
Tank Sayısı: 14.077
Zırhlı Savaş Aracı: 71.649
Uçak Gemisi Sayısı: 8
Denizaltı Sayısı: 194
Diğer Savaş Gemileri: 3.164

Bir de ülkemizin durumuna göz atalım;

Aktif Askeri Personel Sayısı: 612.900
Toplam Askeri Personel Sayısı: 1.112.341
Savunma Bütçesi: 48.000.000.000$
Uçak Sayısı: 1.512
Helikopteri Sayısı: 570
Tank Sayısı: 4.460
Zırhlı Savaş Aracı: 7.133
Uçak Gemisi Sayısı: –
Denizaltı Sayısı: 12
Diğer Savaş Gemileri: 647

3.Dünya Savaşı Ne Zaman Başlayacak?
Türkiye böyle bir savaşta elinden geldiğince tarafsızlığını koruyacaktır. Ancak her iki ittifakta Türkiye’yi kendi tarafında savaşa sokmak isteyecektir. Nitekim hem coğrafi konumu hem de askeri gücü hasebiyle savaşın sonuçlarında büyük etkisi olacak bir ülkedir. CIA Türkiye ofisinin hazırladığı rapora göre olası bir savaş durumunda Türkiye seferberlik ilanı ile 24 milyon kişilik bir ordu kurup donatacak kapasiteye sahiptir. Ayrıca raporda dikkat çeken bir başka hususta Türkiye’nin tarihi, milli, dini bağlarının bulunduğu Endonezya, Pakistan, Türkmenistan, Azerbaycan gibi pek çok ülkeden ciddi şekilde askeri ve maddi destek göreceğine yer verilmiştir. Rakamlara bakıldığında böylesine bir savaşın etkileri daha önce görülmemiş kadar büyük olacağı aşikardır. Komple teorileri bilimsel dayanakları olduğu sürece saygındır. 3. Dünya savaşı hakkında yapılmış çoğu teoride delinin birini nükleer füze atar savaşı başlatır gibi şeyler duymak mümkündür ancak bunlar son derece asparagastır. Peki şimdiye değin 3. Dünya savaşı neden çıkmamıştır? Bu sorunun 3 cevabı var. 1. Sebebi ekonomiktir. Amerika dahil ülkelerin tamamı borç batağında cari açıkla mücadele etmektedir. Savaş sadece silahlarla değil onun arkasında üreten fabrikalar ve devamlı gelen bir mali kaynakla yapılmaktadır. Nitekim Amerika’nın kullandığı bazı uçakların fiyatı 3 milyar dolara kadar çıkmakta atılan bir tane akıllı bomba ise 2 – 3 milyon dolar civarındadır. Günümüzde Çin devasa nüfusunu doyurmak için ihtiyacı olan paranın büyük kısmını ihracattan elde etmektedir. İhracatınınsa %42 sini Amerika’ya %33 nüyse Nato ülkelerine yapmaktadır. Dolayısıyla ülkelerin böyle bir savaşı 3 aydan fazla finanse edebilmeleri mümkün görünmemektedir. 2. Sebebi ise gelişen silah teknolojisidir. Şaşırdığınızın farkındayım. 2. Dünya savaşına dönecek olursak ülkeler sadece hammaddeyi dışarıdan ihraç edip günümüze göre daha analog olan silah sistemlerini tek başlarını bir şekilde üretip savaş sahnesine sürebiliyorlardı. Günümüzde ise yerli olgusu bu karmaşık teknolojik gelişmeler karşısında yok olmuştur. Hele konu silah sistemleri olunca olay daha da karmaşık bir hale gelmektedir. Amerika dahil hiçbir ülke %100 yerli üretim yapamamaktadır. Alt yüklenici diye tabir edilen firmalar çoğu ürünü yurt dışında fason olarak yaptırmaktadır. Örneğin Amerikan Hava Kuvvetlerinin bel kemiğini oluşturan F-22 Raptor Avcı uçaklarının kontrol ve pilot yongası gibi kritik öneme sahip parçaları Çin’de fason üretilip Amerikan menşei vurulmakta. İniş takımları Hindistan’da Fason üretilip Amerikan menşi vurulduktan sonra uçaklara monte edilmektedir. Aynı şekilde Çinlilerin Medarı iftiharı Chengdu J-10 avcı uçaklarının lazer ve güdüm sistemleri Amerika’da fason ürettirilip Çin menşei ile kullanılmaktadır. Rusların Efsanevi Mig ve Su tipi saldırı uçaklarının da pek çok parçası Avrupa’dan temin edilmektedir. Şu durumda bu ülkeler birbirleri ile savaşmaya başladıklarında bu kritik parçalar -ki pek çoğunu üretmek için milyarlarca dolar kaynak ve yıllarca süren ar-ge çalışmaları gerekmektedir. Temini mümkün olamayacağından teknik teçhizatlar kısa sürede devre dışı kalacaktır. 3. Ve en önemli sebepse böyle bir savaşın siyonizmin işine gelmemesidir. Siyonistler istemedikçe hiçbir ülke dünyada tek bir kurşun dahi atamazlar. Dünyanın genel konjonktürüne baktığımızda önümüzde ki 20 sene için böyle bir savaşın söz konusu olması mümkün görülmemektedir.

Altın Boynuzun Sırrı ve Gizli Hakasya Raporu

Altın Boynuzun Sırrı ve Gizli Hakasya Raporu

Hakasya, Abakan Türklerinin tarihte boy gösterdiği en eski yurtlardan. Hakasya ismi sonradan anılan bir ad,,, asıl bilinen ismi MİNUSİNSK. Öz Türkçede anlamı;“bin tane suyun toplandığı, birleştiği kutsal yer” dir. Abakan’ın başkent tarihini incelersek sayfalar yetmez.

Stalin’in son yılları  yıl 1952  Sovyet uçakları Abakan’ ın üzerinden geçerken manyetik fırtınaya maruz kaldıklarını radarlarının bozulduğunu rapor ediyorlar. 2 uçak düşüyor  araştırmalar o günün teknolojisiyle sonuç vermiyor.

Devamını oku